Vasiyetname vefat eden miras bırakanın son arzularını açıkladığı, mirasın nasıl paylaşılmasını anlattığı, mirasın taksiminin esaslarını belirttiği yazılı yahut sözlü beyanlar bütünüdür. Vasiyetname şekil olarak resmi şekilde Noter huzurunda yapılabileceği gibi vefat eden miras bırakanın okuma yazması olması halinde kendi el yazısı ile de düzenlenebilir. Ayrıca vasiyetname yine kanunda belirtilen şartların oluşması halinde sözlü beyanı ile de yapılabilir.

Vasiyetname ile yapılabilecek işlemler kanunda düzenlenmiştir. Buna göre;

  • Mirasçı sıfatına haiz bir veya birkaç mirasçıyı mirasçılıktan çıkarabilir,
  • Yasal mirasçılar haricinde mirasçı atayabilir,(iradi)
  • Mirasçıların arasından birine veyahut üçüncü bir şahsa belli bir malı bırakabilir,
  • Şartlar belirleyebilir, yedek mirasçı ya da art mirasçı atayabilir,
  • Malvarlığı aracılığıyla vakıf kurulmasını talep edebilir.

Vasiyetname ölüme bağlı bir tasarruf işlemidir. Yani gerçekleşmesi ölüme bağlı olup ölüm meydana geldiğinde vasiyetname hayat bulacaktır. Vasiyetnamelerin bir diğer önemli özelliği tek taraflı sözleşme niteliğinde olmalarıdır. Böylelikle karşı tarafın kabulü aranmaksızın sözleşme geçerli hale gelir. Ayrıca vasiyetname ölüme bağlı bir tasarruf işlemi olduğundan miras bırakan hayatta iken vasiyetnamede her türlü değişikliği yapabileceği gibi vasiyetnameden dönme işlemi de yapabilir.

Resmi Vasiyetname Nedir? Nasıl Yapılır?

Yukarıda izah ettiğimiz vasiyetname şekillerinden uygulamada sıkça karşımıza gelen vasiyetname çeşidi resmi vasiyetnamedir. Resmi vasiyetname resmi bir memur huzurunda ve 2 şahidin katılımıyla düzenlenen vasiyetname çeşididir. Resmi memur; sulh hukuk hakimi, noter ve kanunda kendisine yetki verilmiş memur olabilir. Bu noktada resmi memur olamayacak kişiler de kanunda açıkça belirtilmiştir; vasiyetname düzenleyenin eşi, alt-üst soyları, kardeşleri ve kardeşlerinin eşleri resmi memur sıfatına haiz olsalar dahi huzurlarında yapılacak vasiyetname işlemleri geçersiz olacaktır.

Resmi vasiyetname yapılış şekline göre ikiye ayrılır. Buna göre;

  • Resmi vasiyetnamenin vasiyet eden tarafından bizzat okunduğu ve imzalandığı resmi vasiyetnameler: Vasiyet edenin son istek ve arzularını yazılı veya sözlü olarak bizzat memura bildirdiği, memurun kaleme aldığı ve en son vasiyet eden tarafından imzalanmadan önce okunan ardından imzalanan ve tanıklara vasiyet eden tarafından imzaladığı metnin son arzularıyla uyuştuğunu ifade ettiği, şahitlerin de bu beyanın huzurlarında yapıldığı ve vasiyet edenin ehliyetinin var olduğunu beyan ettikleri vasiyetnamelerdir. En son memur tarafından da tarih ve imza atılarak işlem sonlandırılır.
  • Resmi vasiyetnamenin vasiyet eden tarafından okunmadığı ve imzalanmadığı vasiyetnameler: Vasiyet edenin son arzularını ve isteklerini resmi memura bildirmesine binaen resmi memur tarafından bunlar kaleme alınır ve vasiyet edene okunur. Tanıklar vasiyet edene arzularının okunduğunu ve vasiyet eden tarafında onaylandığına yönelik şahitliklerini bildirirler akabinde imza atarlar. En son resmi memur da imza ve tarih attıktan sonra resmi vasiyetname işlemi bitmiş olur.

Vasiyetnamenin Açılması

Vasiyetnameler hukuki anlamda geçerli olup olmadıklarına bakılmaksızın bir ay içerisinde Sulh Hukuk hakimi tarafından açılır ve ilgililere tebliğ edilir. Tapu dairelerinde işlem yapabilmek için Sulh Hukuk hakimi tarafından vasiyetnamenin açılıp okunması gerekmektedir. Buradaki görevli Sulh Hukuk mahkemesi vasiyet edenin son yerleşim / ikametgah yeri mahkemesidir.

Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetnamenin ölüme bağlı en önemli tasarruf işlemlerinden olduğunu söylemek gerekir. Haliyle bu tarz önemli bir tasarruf işleminin iptali de uygulamada oldukça karşımıza çıkmaktadır. İlgililer tarafından vasiyetnamenin iptali davası ikame edilmekte ve ilgili vasiyetnamenin aşağıda sayacağımız sebepler sonucunda iptal edilmesi talep edilmektedir.

Vasiyetnamenin iptal edilmesine yol açan bazı nedenler şunlardır;

  • Vasiyetnamenin düzenlendiği sırada vasiyet edenin tasarruf ehliyetinin bulunmaması,
  • Vasiyetnamenin vasiyet edenin aldatılması, korkutulması ya da vasiyet edene cebir uygulanması sonucunda düzenlenmesi,
  • Vasiyetnamenin içeriğinin genel ahlaka ya da hukukun emredici hükümlerini aykırı olması,
  • Vasiyetnamenin Türk Medeni Kanunu’nda sayılan geçerlilik şartlarına aykırı bir şekilde yapılması nedeniyle geçersiz olması.

Vasiyetnamenin yukarıdaki iptal sebeplerini taşıması halinde kendiliğinden iptali mümkün değildir. Bu sebeplerin birinin ya da birden fazlasının varlığı halinde ivedi bir şekilde vasiyetnamenin iptali davası açılmalı ve dava sonucunda vasiyetnamenin iptali istenmelidir. Mahkeme hükmünün kesinleşmesi halinde ise ilgili vasiyetnamenin iptaline yönelik hüküm geçmişe yönelik olarak da uygulama alanı bulacaktır.

Her ne kadar vasiyetnamenin açılmasında görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi ise de vasiyetnamenin iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi’dir. Yetkili Asliye Hukuk Mahkemesi ise vasiyet edenin son yerleşim yeri mahkemesidir.

 

Vasiyetnamenin İptali Davası Açma Süresi?

Vasiyetnamenin iptali davası hak düşürücü sürelere bağlanmış bir davadır. İşbu sebeple vasiyetnamenin iptali isteyecek ilgililerin bu sürelere uyması gerekmekte olup uyulmadığı takdirde davanın reddi ile karşılaşılabilecektir.

Vasiyetnamenin iptali davasındaki hak düşürücü süreler;

  • Vasiyetnamenin iptali davası açacak davacının iptal sebebini, ölüme bağlı tasarruf işlemini ve kendisinin hak sahibi olmasını öğrenmesinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre mevcut olup bu süre Sulh Hukuk Hakimi tarafından vasiyetnamenin açılması ve ilgililere tebliği ile başlayacaktır.
  • Vasiyetnamenin iptali davası, iyiniyetli davalılara karşı 10 yıl,
  • Vasiyetnamenin iptali davası, kötü niyetli davalılara karşı ise 20 yıl geçmekle açılamaz.

Vasiyetname Düzenlenmesi, Geçerliliği ve İptal Davası Yargıtay Kararları

Resmi Vasiyetnamenin Okuma – Yazma Bilmeyen Tarafından Yapılması

Medeni Kanun’un 533. maddesi uyarınca okuma yazma bilenler için memurun vasiyetnameyi yazması veya yazdırıp okuması için mirasbırakana vermesi, vasiyetnamenin ise mirasbırakan tarafından okunup imzalanması gerekir. Yine, mirasçı okuma yazma bilmesi halinde de Medeni Kanun’un 535. maddesine göre, vasiyetname yapabilir, fakat 535. Maddeye göre yapılan vasiyetnamenin ise 535/2. maddesinde gösterilen şekle uyulmak gerekir. Dava konusu vasiyetnamede muris tarafından 535. maddeye göre yapılan vasiyette tanıkların miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını beyan etmedikleri anlaşıldığından, vasiyetnamenin TMK’nun 533. ve 535. maddelerindeki şartları taşımadığı anlaşıldığından davanın kabulü ile vasiyetnamenin iptaline karar verilmiştir.

(Adana 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin, 01.12.2014 tarihli ve 2014/173-860 sayılı kararı, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2015/5445-15389 sayılı kararı )

Vasiyetnamenin Açılması ve İlgililere Tebliği

Davada; müteveffa …’ye ait …’nin … yevmiye sayılı ve 08/10/2004 tarihli resmi vasiyetnamesinin açılıp okunması talep edilmiş; mahkemece vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespitine karar verilmiş; hüküm mirasçı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava; vasiyetnamenin açılması istemine ilişkindir.

Vasiyetnamenin açılması; vasiyetname ile ilgili işlemlerden biri olup; vasiyetnamede bulunan tasarrufların içeriğinin anlaşılabilmesi ancak vasiyetnamenin açılması ile mümkündür.

TMK’nın 596.maddesinde vasiyetnamenin mirasbırakanın yerleşim yeri sulh hakimi tarafından açılıp, ilgililere okunacağı, 597.maddesinde de, mirasta hak sahibi olanların herbirine gideri terekeye ait olmak üzere vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı bir örneğinin tebliğ edileceği hükme bağlanmıştır.

Bu bağlamda mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin sulh hukuk mahkemesine teslimi zorunludur. Vasiyetname geçersiz bile olsa Sulh Hukuk Mahkemesine teslim edilmelidir. Vasiyetnameyi teslim alan sulh hukuk hakimi; teslim edilen vasiyetnameyi derhal incelemek; gerekli koruma tedbirlerini derhal almakla yükümlüdür. Vasiyetname, geçerli olup olmadığına bakılmaksızın tesliminden başlayarak bir ay içinde mirasbırakanın yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesi Hakimi tarafından açılır ve ilgililere tebliğ olunur. Bilinen mirasçılar ve diğer ilgililer vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere çağrılır. Miras bırakanın sonradan ortaya çıkan vasiyetnameleri için de aynı işlemler yapılır.

O halde sulh hakiminin görevi, vasiyetnameyi belirlenen günde açarak, açılıp okunduğunu tutanağa geçirilmesini ve tutanağın altının hazır bulunanlar tarafından imzalanmasını sağlamak ve böylece açılma ve okunma işleminin tespitine karar vermek ve kararla birlikte açılan vasiyetnamenin örneğini ilgililere tebliğ etmek, mirasçılara istekleri halinde bir mirasçılık belgesi vermek ve terekeye dahil malları yasal mirasçılara geçici olarak teslim etmek yahut resmi yönetimi emretmekten ibarettir.

Vasiyetname ile ilgili olan çekişmeler ait olduğu mahkemede ayrıca dava konusu olacağından vasiyetnamenin açılmasına engel oluşturmaz. Vasiyetnamenin itiraza uğramadığının tespitine vasiyetnamenin açılması davasına bakan mahkeme değil vasiyetnamenin tenfizine bakan mahkeme tarafından karar verilir.

Somut olayda; mahkemece vasiyetnamenin açılmasına karar verilmiş ise de, mirasçılar … ve …’e TMK 595,596 ve 597. madde hükümleri gereğince vasiyetnamenin açılması sırasında diledikleri takdirde hazır bulunmak üzere tebligat yapılmadığı gibi, yargılama sırasında TMK. 597. maddesi gereğince mirasta hak sahibi vasiyetnamenin kendilerine ilişkin kısımlarının onaylı örneğinin tebliğ edilmediği, yine yukarıda açıklandığı şekilde duruşmada yapılması gerekli diğer usulü işlemlerin de yapılmadığı anlaşılmış olup, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bu husus bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 20/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2017/16838 Esas, 2017/17944 Karar )

Vasiyetnamenin Fiil Ehliyeti Yokluğundan İptali ve Dosyanın Adli Tıp Kurumuna Sevki

Davacı, mirasbırakan Y.E.S.’in, 26/04/2006 tarihli vasiyetnamesi ile malvarlığının 1/4’ünü davalıya vasiyet ettiğini, ancak murisin alzeheimer hastası olması sebebiyle ölümünden önceki yıllarda bu hastalığına bağlı gelişen demans (bunama) sonucu hukuki ehliyetini kaybettiğini, kaldı ki murisin vesayet altına alındığını, buna göre murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarih itibariyle de fiil ehliyetine sahip olmadığını belirterek, vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini istemiştir. Davalı, müteveffa Y.E.S. ile uzun süredir birlikte yaşadıklarını, murisin kısıtlandığı tarih ile vasiyetnamenin düzenlendiği tarih arasında uzunca bir süre bulunduğunu ve murisin işlem tarihinde fiile ehliyetine sahip olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davaya konu vasiyetnamenin Haydarpaşa Eğitim Hastanesi’nden vasiyetname tarihi olan 06/04/2006 tarihli üç uzman doktor tarafından düzenlenen rapora istinaden tanzim edildiği, vasiyet tarihi itibariyle dava dilekçesinde belirtilen muhakeme yeteneği yokluğuna dair ispata yarar delil ibraz edilemediği ve vesayete dair kararın 2012 yılında alınmış olduğu gözetilerek murisin vasiyetname tarihinde ehil olmadığı hususundaki iddinın ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir. Bilindiği üzere, Türk yargı sisteminde hâkim kendiliğinden bir davayı inceleyip, uyuşmazlığı çözemez. Bunun kaçınılmaz sonucu olarak da, hâkim tarafların istekleri (taraflarca hazırlama ilkesi) ile bağlı tutulmuştur(HUMK m.72, 75, HMK. m. 24,25). Taraflarca hazırlama ilkesinin uygulandığı davalarda deliller kural olarak taraflarca gösterilir; hâkim delillere kendiliğinden başvuramaz. Ancak, hâkim bilirkişi deliline kendiliğinden (resen) başvurabilir(HUMK. m.275, HMK. m. 266). Bundan başka hâkim, davanın her safhasında, iki tarafın iddiaları sınırları dâhilinde olmak üzere, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında tarafları dinleyebilir ve gerekli delillerin gösterilmesini ve verilmesini emredebilir(HUMK. m. 75/3, HMK. m 31 – Prof. Dr. Baki Kuru; Hukuk Muhakemeleri Usulü, Baskı: İstanbul 2001, Cilt:2 Sf: 1922). Somut olayda, davacı taraf, murisin vasiyetnamenin düzenlendiği tarihde, fiil ehliyetine haiz bulunmadığını belirterek, vasiyetnamenin ehliyetsizliğe dayalı olarak iptalini talep etmektedir. Fiil ehliyeti yokluğu; yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk gibi salt biyolojik nedenlere değil, aynı zamanda bilinç, idrak, irade gibi psikolojik unsurlara da bağlı olduğundan, akıl hastalığı, akıl zayıflığı gibi biyolojik ve buna bağlı psikolojik nedenlerin belirlenmesi, çok zaman hâkimlik mesleğinin dışında özel ve teknik bilgi gerektirmektedir. Hele fiil ehliyetinin nisbi bir kavram olması, kişiye, eylem ve işleme göre değişmesi bu yönde en yetkili sağlık kuruluşu olan Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını da zorunlu kılmaktadır. Esasen TMK. nun 409/2. maddesinde de, akıl hastalığı veya akıl zayıflığının bilirkişi raporu ile belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Şu durumda mahkemece, işlem tarihi itibariyle ehliyetsiz olduğu ileri sürülen mirasbırakanın vesayet altına alınmasına dair dava dosyası aslının dosya içerisinde alınarak, buna göre işlem tarihinde mirasbırakanın fiil ehliyetinin olup olmadığının tesbiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmak suretiyle, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu sebeplerle yerinde olduğundan kabulüyle hükmün HUMK’nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istenmesi halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/17485 Esas, 2017/3830 Karar )

Anne-Babasına Bakmayan Çocuğun Vasiyetname ile Mirasçılıktan Çıkarılması

Dava; mirasçılıktan çıkarmaya ilişkin vasiyetnamelerin iptali talebine ilişkindir. Mirasçılıktan çıkarma, mirasbırakanın tek taraflı ölüme bağlı bir tasarrufu ile gerçekleşir. Kanunun; mirasçının, mirasbırakana ve ailesine karşı mükellef olduğu aile hukuku vazifelerini büyük ve kusurlu davranışla yerine getirmemesi ifadesinden; mirasçının, sadakat, yardım, bağlılık, çocuklara itina gösterme görevini yapmaması, ana baba ve çocukların karşılıklı sevgi ve saygı şefkat bağları, yoksulluğa ve zarurete düşmede yardım yükümlülüğü, nafaka borcu, aile birlik ve huzurunu bozan davranışlarda bulunmama anlamı çıkmaktadır. Mirasbırakanın, vasiyetnameler ile kendisinin rızası dışında evi terk ettiği, dönmesi için haber gönderilmesine rağmen gelmediği, tanımadıkları birisi ile kendisine haber vermeden evlendiği, ağır hastalığa yakalanmasına ve haber gönderilmesine rağmen bakmayacağını, ilgilenmeyeceğini, eve gelmeyeceğini bildirdiği; bayramlarda ve diğer önemli günlerde yıllar boyu eve uğramadığı, telefonla aramadığı bu sebeple davacının ailevi görevlerini ağır bir şekilde ihlal ettiği gerekçesiyle, mirasçılıktan çıkardığı görülmektedir. Mirasçının mirasçılıktan çıkarılma sebeplerini varlığının ispatı, çıkarmadan yararlanan mirasbırakana düşmektedir. Mirasbırakan anne, vasiyetnamede belirtilen ıskat sebeplerini ispat etmek için tanık dinletmiştir. Mirasbırakan tanıklarının, murisi uzun zamandır tanıdıklarını özel günlerde yanlarında olduklarını ancak mirasçıyı hiç yanlarında görmediklerini ilk defa duruşma salonunda gördüklerini; bir kısım tanıkların ise murisin kızlarının olduğunu dahi bilmediğini; mirasçının mirasbırakana karşı ilgisiz kaldığı, hastalığı ile ilgilenmediği dinlenen tanık beyanları ile sabit olmuştur. Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olan tanıkların gerçeği söylemiş olmalarıdır. Dosyada, tanıkların gerçek olmayan olayları gerçekmiş gibi ifade ettiğini kabule yeterli delil ve olgu da bulunmadığından tanıkların sözlerine değer vermek gerekmektedir. Dinlenen tanık beyanlarına göre, dava konusu vasiyetnameler ile mirasbırakanın mirasçı kızını mirastan çıkarma sebebi olarak ileri sürdüğü vakaların mirasçılıktan çıkarma sebebi sayılabilecek nitelik ve nicelikte bulunduğu, mirasçının anne ve babası olan mirasbırakana karşı mükellef olduğu aile hukukundan doğan yükümlülüklerini büyük ve kusurlu davranışlarla yerine getirmediği gözetilerek karar verilmesi gerekirken; yanılgılı değerlendirme ile karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmektedir.

( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2019/5571 Esas, 2021/471 Karar )

Vasiyetnamenin İptali Davası ve Hak Düşürücü Süre

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

 

Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı A.. E..’ ın, muris babaları A…. E……. 2. eşi olduğunu, diğer davalı 1994 doğumlu Enes’ in ise, murisin gayri resmi eşi Cennet’ ten doğma çocuğu olduğunu, Cennet’ in doğumdan 8 ay sonra ölümü ile murisin davalı Ayşe ile birlikte yaşamaya başladığını, ilk eşi Ayşe’ nin 06.04.2002 tarihinde ölümü ile davalı ile evlendiğini, davalı Ayşe’ nin, diğer davalı Enes’ i evlat edindiğini, murisin davalı Ayşe’ nin bakımına muhtaç durumda olduğunu, davalının zorlaması ve baskısı ile Dazkırı Noterliği’nce düzenlenen 07.02.2000 tarih ve 212 yevmiye numaralı vasiyetname ile aynı noterlikçe düzenlenen 22.08.2006 tarih, 1553 yevmiye numaralı vasiyetnameleri yaptığını, 2 vasiyetnamenin de zorlama ve manevi cebirle düzenlendiğini belirterek vasiyetnamelerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı Ayşe vekili cevap dilekçesinde; murisin Türkiye’ye kesin dönüş yaptıktan sonra müvekkili ile birlikte yaşamaya başladığını, hiç çocuğunun olmadığını, bu nedenle kendisinin miras bırakanın Cennet’ ten doğan 1994 doğumlu, oğlu Enes’i evlat edindiğini, miras bırakana bakmak, ihtiyaçlarını gidermek şartıyla “zorla” vasiyet imzalattığı iddiasının doğru olmadığını, miras bırakana çok iyi baktığını, onunla çok iyi geçindiğini, bu yüzden de uzun süreli bir evliliklerinin olduğunu savunarak davanın reddine istemiştir. Mahkemece; muris A…. E…….’ın resmi şekilde yapılan vasiyetnamelerinin Dazkırı Sulh Hukuk Mahkemesinin 29/07/2011 tarihli celsesinde açıldığı, iptal davasının ise dava tarihinin 21/09/2012 olduğunu, vasiyetnamenin iptali için öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir. TMK’nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasında öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı araştırılarak vasiyetnamenin açılmasına ilişkin kararın kesinleşme tarihli şerhini içerir onaylı sureti getirtilerek, dosya içine konulması gerekir. Somut olayda; dava konusu vasiyetnamelerden, 22.08.2006 tarih, 1553 yevmiye numaralı vasiyetnamenin Dazkırı Sulh Hukuk Mahkemesi 2014/204 E.- 2014/258 K. Sayılı ilamı ile açılıp okunduğunun 21.11.2014 tarihli karar ile tespit edildiği, kararın 31.03.2015 tarihinde kesinleştiği, iptal davasının ise 21.03.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, Dazkırı Noterliği’nce düzenlenen 22.08.2006 tarih 1553 yevmiye numaralı vasiyetname yönünden davanın süresi içerisinde açıldığının kabulü gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli olmamıştır.

(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/15795 Esas, 2015/20446 Karar )

Vasiyetnamenin Hukuka Aykırı Şartlar İçermesi Nedeniyle İptali (Evlenmeme Şartı)

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali ve tenkis davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 22/03/2016 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davacı vekili Av…. geldi. Karşı taraf davalı vekili Av. … geldi. Açık duruşmaya başlandı ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için başka güne bırakılması uygun görüldüğünden, belli gün ve saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Davacılar vekili delikçesinde, müvekkilleri olan davacıların, murisin ilk eşinden olma çocukları, davalının ise murisin ikinci eşi olduğunu, murisin el yazılı bir vasiyetname düzenleyerek, taşınmazını da davalıya bıraktığını, ancak vasiyetnamenin murisin tasarruf ehliyeti bulunmadığı zamanda yapıldığını, murise… Dr….. Hastanesinde yatarken depresif kişilik bozukluğu ve panik atak teşhisi konulduğunu, psikiyatrik ilaç tedavisi gördüğünü, hatta ölümünden bir gün önce…. Devlet Hastanesi Psikiyatri servisine müracaat edildiğini, murise daha önceki verilen psikiyatrik ilaçlarının da dozu artırıldığını, zaten vasiyetnamenin tanzim tarihinden bir hafta sonra da murisin öldüğünü, dolayısıyla murisin ruh sağlığı ve fiil ehliyetinin vasiyetnamenin düzenlenmesine engel durumda olduğunu, iptali istenen vasiyetnamede “bu vasiyetim eşimin evlenmemesi şartıyla geçerlidir” ibaresi olduğunu, bu şartın hukuka ve ahlaka aykırı olduğunu, bu nedenlerle … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2012/687 Esas sayılı dosyasına kayıt edilen 16.06.2012 tarihli murise ait el yazılı vasiyetnamenin tamamının iptaline, vasiyetnamenin iptal edilmemesi durumunda davacıların yasal saklı hisseleri oranında vasiyetnamenin tenkisine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, murisin vasiyetname düzenleme tarihinde fiil ehliyetine haiz bulunduğunu, murisin asıl arzusunun TMK 240.maddesinde yazılı olduğu üzere, eşinin, eski yaşantısını devam ettirme arzusu olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Mahkemece, davaya konu vasiyetnamenin şahitler huzurunda yapıldığı ve baştan aşağı vasiyetçinin el yazısı ile yazılığı ve imzalandığı; yıl, ay ve gün gösterildiği ve 4721 sayılı TMK’nın aradığı şartları haiz ve vasiyetnamenin geçerli olduğu, vasiyetnamede konulan şartın ise vasiyetnameyi geçersiz hale getirmediği, bu durumda ancak şartın geçersiz olduğu ve böylece somut olayda dava konusu vasiyetnamenin iptali koşullarının oluşmadığı; davacı vekilinin, tenkis isteğinden de yargılama sırasında feragat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlık, ehliyetsizlik ve vasiyetnamede kararlaştırılan şartın, hukuka ve ahlaka aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak açılan vasiyetnamenin iptali ve tenkis talebinden kaynaklanmaktadır. Yargılama sırasında, davacı vekili tenkise ilişkin talebinden feragat etmiştir. TMK 557.maddesinde, vasiyetnamenin iptali sebepleri sınırlı olarak sayılmıştır. Bunlar; 1- Ehliyetsizlik, 2- Vasiyetnamenin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmış olması, 3- Tasarrufun içeriğinin bağlandığı koşullar veya yüklemelerin hukuka veya ahlaka aykırı olması, 4- Tasarrufun kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmış olması olarak dört tanedir. Murisin, işlem tarihinde fiil ehliyetine haiz bulunup bulunmadığına ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınmış, bu raporun incelenmesinden, murisin vasiyeti düzenlediği tarihte fiil ehliyetine haiz olduğu anlaşıldığından dolayı, ehliyetsizlik iddiasına dayalı olarak, vasiyetnamenin iptali talebine ilişkin verilen red kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak, dosyada mevcut ve dava konusu el yazılı vasiyetnamenin incelenmesinden; Vasiyetnameye muris tarafından “Bu vasiyetim eşimin evlenmemesi şartı ile geçerlidir” şeklinde bir şart konulduğu görülmüştür. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “ölüme bağlı tasarrufların çeşitlerini” düzenleyen 515. maddesinde “…Mirasbırakan, ölüme bağlı tasarruflarını koşullara veya yüklemelere bağlayabilir. Tasarruf hüküm ve sonuçlarını doğurduğu andan itibaren, her ilgili koşul veya yüklemenin yerine getirilmesini isteyebilir. Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar ve yüklemeler, ilişkin bulundukları tasarrufu geçersiz kılar. Anlamsız veya yalnız başkalarını rahatsız edici nitelikte olan koşullar ve yüklemeler yok sayılır.” hususu düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun “Yasak Koşullar” başlıklı 176. maddesinde ise “Bir koşul, hukuka veya ahlaka aykırı bir yapma veya yapmama fiilini sağlamak amacıyla konulmuşsa, bu koşula bağlı hukuki işlem kesin olarak hükümsüzdür…” düzenlemesine yer verilmiştir. Tüm bu yasal mevzuat göz önüne alındığında, muris tarafından vasiyetnameye konulan bu şart, bir kişinin en temel haklarından olan evlenme hakkına bir sınır getirmesi nedeni ile, hukuka aykırı şart kapsamındadır. Dolayısıyla; bu şartın, TMK 557/3 maddesi gereğince, hukuka aykırı bir şart olması nedeni ile, yapılan vasiyetname de geçerliliğini yitirmiş bulunmaktadır. Öyle ise mahkemece, bu ilkeler gözetilerek, muris tarafından düzenlenen el yazılı vasiyetnamenin, TMK 557/3 maddesi gereğince iptaline karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.350 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı tarafa verilmesine ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/11226 Esas, 2016/5063 Karar )

Vasiyetnamenin İptali İçin 1 Yıllık Süre Vasiyetname Açılmadan Başlamaz

Taraflar arasındaki vasiyetnamenin iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Davacı vekili dilekçesinde; müvekkilinin annesi K.. Y..’ın Edirne 4.Noterliğinin 16.01.1998 tarih, 900 yevmiye numaralı vasiyetnamesi ile bir takım taşınmazlarını davalıya vasiyet ettiğini, K.. Y..’ın 1325 doğumlu olup işlem tarihinde akli melekelerine sahip olmadığını, müvekkilinin ve M… G…., anneleri olan K.. Y..’a vasi atandığını, vasiyetnamenin geçersiz olduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu belirterek, vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı taraf savunmasında, zamanaşımı definde bulunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, davanın TMY’nın 559.maddesinde öngörülen süre içerisinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. TMK.nun 595.maddesi gereğince; mirasbırakanın ölümünden sonra ele geçen vasiyetnamenin geçerli olup olmadığına bakılmaksızın hemen sulh hakimine teslimi zorunlu olup, vasiyetname teslimden başlayarak bir ay içinde açılır ve ilgililere okunur. Vasiyetname usulünce açılıp, okunma kararının kesinleşmesinden sonra vasiyetnamenin iptali için 1 yıllık hak düşürücü süre işlemeye başlar. Vasiyetnamenin iptali davasının incelenebilmesi için öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı konusunda araştırma yapılmalıdır. Vasiyetnamenin açılıp okunduğunun tespit edilmesinin amacı, mirasçıları ve lehine kazandırma yapılan kişileri bilgilendirme ve yasal haklarını kullanmayı temine yönelik bir işlemdir. Vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmeden yukarıda anılan maddede gösterilen 1 yıllık hak düşürücü süresi işlemeye başlamaz. Somut olayda, vasiyetnamenin açılması dosyasında, davacının da aralarında bulunduğu mirasçıların duruşmada hazır edilmeleri için savcılığa müzekkere yazıldığı, mirasçılar adına duruşma davetiyesi tebliğ edilmediği, mirasçılardan sadece birisinin duruşmaya geldiği, diğerlerinin gelmedikleri, mahkemenin gerekçeli kararında “..diğer mirasçılar, ilçe dışında ikamet ettikleri için, hazır bulundurulamadıkları anlaşılmıştır..” şeklinde açıklama yaptığı, mahkemenin vasiyetnamenin açılıp okunmasına karar verdiği, verilen bu kararın davacıya tebliğ edildiği, ancak bu tebligatın da usulsüz bulunması nedeni ile geçersiz olduğu anlaşılmıştır.

O halde mahkemece, vasiyetnamenin açılması usulünce sağlandıktan sonra, yapılacak yargılama neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 15.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

( Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2015/14669 Esas, 2015/20333 Karar )