Vergi Ceza İhbarnamesine İtiraz ve İptal Davası

VERGİ/CEZA İHBARNAMESİ NEDİR?

Vergi ve ceza ihbarnameleri vergi daireleri tarafından düzenlenen ve vergi mükelleflerine tebliğ edilerek hukuki sonuç doğuran idari işlemlerdir. Vergi ve ceza ihbarnameleri de hukuka uygunluk karinesinden yararlandıkları için vergi mahkemelerince iptal edilene kadar hukuka uygun oldukları kabul edilir. Vergi ve ceza ihbarnameleri mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi tarafından düzenlenir. İkmalen ve re’sen tarh edilen vergiler ve bunlara ilişkin cezalar ihbarnamede yer almaktadır.

VERGİ/CEZA İHBARNAMELERİ NASIL DÜZENLENMELİDİR?

Vergi İhbarnameleri:

Vergi ihbarnamesi Vergi Usul Kanunu’nun 35. Maddesindeki koşulları sağlayacak şekilde düzenlenmelidir.

1.İhbarnamenin sıra numarası

2.İhbarnamenin tanzim tarihi

3.Verginin nev’i

4. Mükellefin adı – soyadı (tüzel kişilerde unvan)

5. Mükellefin açık adresi

6. Vergilendirme dönemi

7. Verginin matrahı

8.Verginin hesabı

9. Verginin miktarı

10. Kısa ve açık bir ifade ile ikmalen veya re’sen vergi tarhını gösteren sebepler

11. Vergi mahkemesinde dava açma süresi

12. Vergi mahkemesinde dava açma şekli

İkmalen ve re’sen tarh edilen vergiler “İhbarname” ile ilgililere tebliğ olunur. Türü ve kaynağı farklı olan vergiler için ayrı ayrı ihbarname düzenlenmelidir. Takdir komisyonunun kararı üzerine tarh edilen vergilerde kararın ve re’sen takdiri gerektiren inceleme raporunun birer sureti ihbarnameye eklenir.

Ceza ihbarnameleri:

Ceza ihbarnameleri Vergi Usul Kanunu’nda hüküm altına alınan 366.madde doğrultusunda düzenlenmelidir.

  • İhbarnamenin sıra numarası;
  • Tanzim tarihi;
  • İlgililerin soyadı, adı ve unvanı;
  • Varsa mükellef numarası; (Mükellef hesap numarası)
  • İlgilinin açık adresi;
  • Olayın izahı; (Kanunun madde ve fıkra numaraları gösterilmek ve mevcut deliller bildirilmek suretiyle)
  • Olayın ilgili bulunduğu vergilendirme veya hesap dönemi;
  • Varsa cezanın ilgili bulunduğu vergiye ait ihbarnamenin tarih ve numarası;
  • Varsa tekerrür ve içtima durumu;
  • Vergi cezasının hesabı ve miktarı;
  • Vergi mahkemesinde dava açma süresi.

Kesilen ceza ihbarnamesi ilgililere tebliğ olunur. Cezayı gerektiren olayın tespitine dair tutanak sureti ile inceleme raporunun birer örneği ihbarname ile ilgilisine tebliğ edilecektir.

VERGİ CEZA İHBARNAMESİNE İTİRAZ VE İPTAL DAVASI

1-Doğrudan İptal Davası Açılabilir: Vergi ceza ihbarnamesinin mükellefe tebliğinden itibaren mükellef 30 gün içerisinde iptal davası açabilir. Bu davaya vergi mahkemesi bakmakla görevlendirilmiştir. Dava açıldığı takdirde henüz vergi tahakkuk etmemiş olur. Tahakkuk işlemi vergi mahkemesinin tarhiyatı kısmen veya tamamen onaylaması halinde mahkeme kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği ile gerçekleşecektir. Dava süresince vergi aslına gecikme faizi işler, cezalar işlemez.

2-İdari İtiraz Yoluna Gidilebilir : Vergi hatalarının düzeltimi hem zamanaşımı hem de hak düşürücü süre niteliğinde olan 5 yıllık süreye bağlanmıştır. Vergi ziyaı cezasına ilişkin düzeltme talebi 5 yıl içerisinde idareye iletilmelidir. Düzeltmeye ilişkin talebin idareye iletildiği günden itibaren idarenin 30 gün içerisinde düzeltme istemini reddetmesi ya da 60 gün içerisinde cevap vermeyerek zımnen reddetmesi halinde dava açma süresi olan 30 gün başvuru yapıldığı süre itibariyle durur ve istemin reddi ya da zımnen reddi halinde kalan dava açma süresi devam eder. Örneğin, 5. Günde yapılan itiraz sonucunda idarenin düzeltme talebini reddetmesi halinde kalan 25 gün bu ret cevabının tebliğinden itibaren devam eder.

3-Uzlaşma Başvurusunda Bulunabilirler: Kendisine vergi ve ceza ihbarnamesi tebliğ edilen ilgili tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde bizzat uzlaşma komisyonuna başvurarak uzlaşma talebinde bulunabileceği gibi hem uzlaşma talep edip hem de ilgili vergi mahkemesinde dava açabilir. İlgili hem uzlaşmaya başvurmuş hem de dava açmış ise bu durumda mahkeme uzlaşmanın neticelenmesini bekleyecektir. Eğer uzlaşma sağlanır ise mahkeme artık dava sürecine devam etmeyecektir. Bu takdirde, uzlaşma sürecinde iptal davası açma süresi bitmiş veya 15 günden az kalmış ise bu süre tutanağın tebliği tarihinden itibaren 15 gün olarak uzar

VERGİ CEZA İHBARNAMELERİNE KARŞI YÜRÜTMENİN DURDURULMASI KARARI

Yürütmenin durdurulması kararı ile idari işlemin yürütülmesi ikame edilen davanın sonuna kadar durur ve dava konusu idari işlemin tüm hukuki sonuçlarını askıya alır. Yürütmenin durdurulması kararı ile asıl amaç ilgililerin mağdur olmalarını engellemektir. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur.

Vergi/Ceza İhbarnamesi Danıştay Kararları

Destekleme Ödemelerine İlişkin Vergi Davalarında Yetki

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Vergi Uyuşmazlıklarında Yetki”yi düzenleyen 37. maddesinin (a) bendinde; uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, zam ve cezaları kesen, (b) bendinde, Gümrük Kanunu’na göre alınması gereken vergilerle Vergi Usul Kanunu gereğince şikayet yoluyla vergi düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde, vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren, (c) bendinde; Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un uygulanmasında ödeme emrini düzenleyen, (d) bendinde; diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan Dairenin bulunduğu yerdeki vergi mahkemesinin yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
Olayda; davacıya ait destekleme ödemelerinin Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğünce yapıldığı, destekleme ödemeleri üzerinden kesilecek gelir vergisinin de Merkez Saymanlık Müdürlüğünce doğrudan Hazineye irat kaydedildiği, dolayısıyla davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirilen ve ödenen bir vergi bulunmadığından, 2577 sayılı Kanun’un 37/a maddesi gereği, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde Tarım ve Orman Bakanlığının ve Merkez Saymanlık Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki Ankara Vergi Mahkemesinin yetkili olduğu sonucuna varılmıştır.

(Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/482 Esas, 2022/361 Karar)

Gayrimenkul Satışlarında Gelir Vergisine Yönelik İptal Davası

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, 134. maddesinde ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 37/1. maddesinde, her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançların gelir vergisi yönünden ticari kazanç olduğu hükmüne yer verildikten sonra, bu Kanunun uygulanması açısından ticari kazanç sayılacak faaliyetler yedi bent halinde sayılarak hangi tür faaliyetlerin ticari kazanç sayılacağındaki tereddütler bertaraf edilmiştir. Bu kapsamda 37/4.maddesinde de, gayrimenkullerin alım, satım ve inşa işleriyle devamlı olarak uğraşanların bu işlerinden elde ettikleri kazancın ticari kazanç hükümleri çerçevesinde değerlendirileceği hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, işlem sayısındaki çokluk ve işlemdeki istikrar, yapılan faaliyetin ticari mahiyette sayılması için yeterli görülmüştür.

Oysa ki, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 42. maddesinde ise, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat (dekapaj işleri de inşaat işi sayılır) ve onarma işlerinde kâr veya zararın işin bittiği yıl kati olarak tespit edileceği ve tamamı o yılın geliri sayılarak, mezkûr yıl beyannamesinde gösterileceği, mükelleflerin bu madde kapsamına giren hallerde her inşaat ve onarım işinin hasılat ve giderlerini ayrı bir defterde veya tutmakta oldukları defterlerin ayrı sayfalarında göstermeye ve düzenleyecekleri beyannameleri işlerin ikmal edildiği takvim yılını takip eden yılın Mart ayının başından yirmibeşinci günü akşamına kadar vermeye mecbur oldukları hükmüne yer verilmiştir.

Yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri uyarınca, bir işin yıllara yaygın inşaat ve onarım işi olarak kabul edilebilmesi için üç temel koşul olan işin mahiyeti nedeniyle faaliyet konusunun inşaat ve onarım işi olması, işin belirli bir taahhüde bağlı olarak yapılması ve inşaat ve onarım işinin yıllara yaygın iş olması halinin bir arada bulunması gerekmekte olup, birden fazla takvim yılına sirayet eden inşaat ve onarma işlerinde kazancın tespit esasları özel olarak düzenlenmiş, diğer faaliyetlerin aksine kazancın yıllık olarak değil, işin sonunda tespit edileceği belirtilmiştir.

Bir kimsenin satmak üzere kendi nam ve hesabına yaptığı özel inşaat dolayısıyla alıcıdan tahsil ettiği bedel, istihkak bedeli değil, satış bedeli olup, Gelir Vergisi Kanunu’nun 42. maddesi kapsamında değerlendirilmesi düşünülemez. Satışın arsa payı üzerinden yapılıp, inşaatın alıcı ile akdedilen sözleşmeye göre tasarlanması da bu durumu değiştirmez. Özel inşaatlar hangi şartlarda yürütülürse yürütülsün, fiilen yapılan iş, inşa edilen dairelerin satışından ibaret olup, bu tür inşaatların herhangi bir kıymet imali ve satışından farkı bulunmadığından, kazanç tespitinin yıllık olarak ve maliyetle satış bedelinin karşılaştırılması suretiyle kazancın dönemselliği ilkesine göre beyan edilmesi gerekmektedir.

Davacı ile arsa sahibi … hakkında düzenlenen vergi tekniği raporlarında; alıcı ifadeleri ile taşınmazların satış tutarı fiili teslim tarihleri, sayısı tespit edilmiş, ayrıca alıcıların MERNİS adreslerinin yanısıra elektrik, su, doğalgaz abonelikleri ile gayrimenkullerin fiilen alıcıların tasarrufuna geçtiği hususu belirlenmiş, davacıya bilinen son adresinde ulaşılamaması, defter ve belge ibrazı yazısının tebliğ edilememesi ve aksi yönde ispat külfeti kendisine ait olan davacı tarafından maliyetlere yönelik olarak herhangi bir bilgi ve belge sunulamaması nedeniyle alıcı ifadelerinde belirtilen taşınmaz alış bedellerinin dolayısıyla davacı satış tutarı toplam tutarının Danıştay yerleşik kararları doğrultusunda %20 kârlılık oranı hesabıyla davacının resen tarhiyata konu matrah farkı tespit edilmiştir. Anılan rapora istinaden ilgili yıl gelir vergisi beyannamesinin yeniden düzenlenmesi neticesinde dava konusu vergi ziyaı cezalı gelir vergisi tarh edilmesi üzerine de bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

Olayda, davacının arsa sahibi ile yapılan sözleşme uyarınca, daire ve dükkanların bir bölümünü kat karşılığında arsa sahiplerine teslim etmesi, kalan bölümlerini ise kendi nam ve hesabına satması nedeniyle, söz konusu inşaatların özel inşaat niteliğinde olduğu açık olduğu ve taraflar arasında bu konuda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı görülmektedir. Bu nedenle yapımının bir yılı aşması nedeniyle inşaatın Gelir Vergisi Kanununun 42. maddesi kapsamında olduğundan da söz etme imkanı bulunmamaktadır.

Bu durumda davacı tarafından, 2010 yılında gayrimenkul satışlarına ilişkin fatura düzenlenmemesi ve şirket kazancının tespitinde bu hasılatın dikkate alınmayarak 2010 yılı gelir vergisinin beyan edilmemesinin Gelir Vergisi Kanununun yukarıda bahsedilen amir hükmüne aykırılık teşkil ettiği, vergi ziyaına sebebiyet verildiği dolayısıyla dava konusu vergi ziyaı cezalı tarhiyatta hukuka aykırılık bulunmadığından belirtilen gerekçe ile verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

(Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2021/9150 Esas, 2022/350 Karar)

Vergi Ceza İhbarnamesine Yönelik Zamanaşımı

Öte yandan, anılan Kanun’un 113. maddesinde, zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkması olarak tanımlandıktan sonra tanımlandıktan sonra 114. maddesinde, vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde mükellefe tebliğ edilmeyen vergilerin zamanaşımına uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Dosyanın incelenmesinden, sahte fatura kullanıldığından bahisle davacı adına 2009/ 2, 4, 6, 8, 9,10,12. dönemlerine ilişkin resen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin dava konusu olduğu, dava konusu ihbarnamelerin 24/12/2014 davacıya tebliğ edilmeye çalışıldığı, mükellefin adreste bulunmaması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’na göre kapıya çakıldığı ve mahalle muhtarına bırakıldığı, söz konusu ihbarnameleri davacının 05/01/2015 tarihinde muhtarlıktan teslim aldığı, davacı tarafından ise, dava dilekçesinde, davaya konu vergi ve cezaların zamanaşımına uğradığının ileri sürüldüğü görülmektedir.
Olayda; davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporuna istinaden yapılan tarhiyatlara ilişkin ihbarnamelerin davacının bilinen adresine tebliğe çıkarıldığına ilişkin 24/12/2014 tarihli tutanaktan, tebligatın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda öngörülen tebligat esasları uyarınca tebliğ edilmesi zorunlu iken, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca kapıya yapıştırma ve tebliğ evrakını mahalle muhtarına bırakma şeklinde tebliğ edildiği anlaşılmış olduğundan, Vergi mahkemesi tarafından, davacının zamanaşımı iddiası da dikkate alınarak karar verilmesi gerekmektedir.

(Danıştay 4. Dairesi Başkanlığı 2020/5281 Esas, 2021/4671 Karar)

E-Devlet Sisteminde Görülen Vergi Borcuna Karşı Dava

Buna göre vergi mahkemelerinde dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu idari işlemler, tesis sebepleri, şekli, doğuracağı hukuki sonuçları vergi kanunlarıyla belirlenmiş tahakkuk fişi, vergi/ceza ihbarnameleri, vergi tevkifatı yapılması, aleyhe yapılan düzeltme işlemleri, düzeltme ve şikayet yoluyla düzeltme taleplerinin yetkili makamlarca reddi, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin ödeme emri, haciz, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi işlemlerdir. Bu durumda; bilgilendirici mahiyette olan e-devlet sistemindeki vergi borcu bilgisinin idari davaya konu olabilecek kesin ve icrai nitelikte işlem olmadıklarından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15/1-b maddesi uyarınca davanın buna ilişkin kısmının incelenmeksizin reddi gerekmekte iken, belirtilen gerekçeyle davayı kabul eden Mahkeme kararının bu kısmında isabet bulunmamaktadır.

Vergi Tekniği Raporunun Yargılama Sırasında İbrazı

Dosyanın incelenmesinden, davacı adına tarh edilen dava konusu cezalı vergilere ilişkin ihbarnamelerle birlikte tarhiyatların dayanağı vergi tekniği raporunun tebliğ edilmediği, Vergi Mahkemesince bu durumun davacının savunma hakkını kısıtladığı gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılmasına dayanak alındığı anlaşılmaktadır. Mahkemece her ne kadar vergi tekniği raporunun ihbarnameye eklenerek davacıya tebliğ edilmediği belirtilmiş ise de; dava konusu cezalı vergilere ilişkin ihbarnamelerin tebellüğünden itibaren dava açma süresi içinde Vergi Mahkemesinde vergilendirme işlemine karşı dava açılıp uyuşmazlık yargı mercine taşınarak idarenin tüm iddia ve işlemlerine karşı itiraz etme imkanının elde edildiği, davalı idarece gönderilen savunma dilekçesi ekinde tarhiyatın dayanağı olarak gösterilen vergi tekniği raporunun sunulduğu görülmektedir. Bu durumda, davacının ulaşmak istediği halde ulaşamadığını belirttiği bir belgenin veya bilginin olduğundan bahsedilemeyeceğinden, uyuşmazlığın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken cezalı tarhiyatın kaldırılmasına hükmeden mahkeme kararının kaldırılması isteminin reddine dair Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

(Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2017/1876 Esas, 2021/7639 Karar)

Vergi İnceleme Raporu Ve Derdestlik

Uyuşmazlık konusu cezalı tarhiyat ile Danıştay Dördüncü Dairesinin E:2019/5209 sayılı dosyasına konu olan cezalı tarhiyatın dayanağı olan vergi inceleme raporunun aynı olduğu ve adı geçen dosyada işin esasına girilerek bir karar verildiği görüldüğünden, Vergi Dava Dairesince mükerrerlik, derdestlik hususları değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.