Telefon

0 552 389 71 35

 

Adres

Karabaş Mh. Hafız Binbaşı Cd. Mecit Kavan Apt. No: 8 Daire 8 İzmit/Kocaeli

Ceza muhakemesi hukukunda suç olduğu iddia edilen fiile yönelik fail hakkında yargılama yapılabilmesi ilgili fiilin dava konu yapılmasına bağlıdır. Bir başka deyişle dava açılmadan mahkeme kendiliğinden olaya el koyarak yargılama yapıp hüküm kuramaz. Bu kurala davasız yargılama olmaz ilkesi denmektedir.

Buna göre isnat edilen suçun iddianamede açıkça belirlenmesi ve iddianameyi kabul edecek ve yargılamayı yapacak mahkemenin de ilgili iddianame kapsamında yargılamayı yapması gerekmektedir. Örnek olarak kişi hakkında hırsızlık suçu isnat edilerek düzenlenen bir iddianame var ise yargılamayı yapacak ceza mahkemesi sadece hırsızlık suçuna ilişkin hüküm tesis edebilir. Yargılama devam ederken sanığın hırsızlık suçunun yanında ayrıca konut dokunulmazlığını ihlal ettiğinin ortaya çıkması dahi mahkeme ekstra olarak ilgili yeni suçtan hüküm tesis edemeyecektir. Bu husus davasız yargılama olmaz ilkesi olarak adlandırılmıştır.

Davasız Yargılama Olmaz İlkesi ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)

Davasız yargılama olmaz ilkesi Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225/1. maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre; “…hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir…” şeklinde madde düzenlemesine gidilerek davasız yargılama olmaz ilkesi benimsenmiştir.  Bu sebeple mahkeme iddianamenin sınırlarından çıkmamalı, sanık da savunmasını iddianamede aleyhine isnat edilen suçlar üzerine yapabilmelidir. Aynı şekilde ceza avukatı / savunma avukatı / sanık avukatının da davasız yargılama olmaz ilkesini gözetmesi, yargılama safahatında ilgili ilkenin ihlal edilip edilmediği hususunu sürekli kontrol etmesi gerekmektedir.

Suç Vasfının Değişiyor Olması İle Davasız Yargılama Olmaz İlkesi Arasındaki İlişki

Ceza davalarında en çok karşılaşılan durumlardan biri yargılama safahatı esnasında suç vasfının değişmesidir. Suç vasfının değişmesi ya da kanundaki ismiyle suçun niteliğinin değişmesi iddianamede sanığın eyleminin, hakkında aleyhte isnat edilen suç madde ya da maddeleri yerine başka Türk Ceza Kanunu hükümlerine uyma hali olarak tanımlanabilir. Örneğin sanık hakkında düzenlenen iddianamede suç tipi olarak uyuşturucu ticareti isnat edilmiş ancak mahkeme aşamasında somut delil olmaması, uyuşturucu miktarının satıcılığa uygun olmaması vs. gibi nedenlerle sanık hakkında uyuşturucu ticareti suçundan ceza tesis edilmemesine karşın kişinin uyuşturucuyu kullanması yönünden ceza verilmesi suç vasfının değişmesidir. Suç vasfının değişmesi Ceza Muhakemesi Kanunu 226. maddesinde düzenlenmiş olup bu tarz bir durumda sanığa ek savunma için süre verilecektir. Böylelikle sanık hakkında yeni veya ek bir ceza davası açılmaksızın ilgili dosya üzerinde karar verilebilecek bu durum davasız yargılama olmaz ilkesini ihlal etmeyecektir.

Davasız Yargılama Olmaz İlkesinin İstisnaları

Davasız yargılama olmaz ilkesi her ne kadar kesin bir ilke ve kural olarak tanımlanabilecek ise de bu ilkenin de istisnaları vardır. Ancak bu istisnalar sanık / sanıklar lehine istisnalardır.

Ceza Muhakemesi Kanununun 272. maddesine göre; “İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, onbeş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler, bölge adliye mahkemesince re’sen incelenir.” Bu istisna gereğince talebin varlığı aranmaksızın istinaf mahkemesince kendiliğinden inceleme yapılması söz konusudur. Ceza Muhakemesi Kanununun 306. maddesine göre; “Hüküm, sanık lehine bozulmuşsa ve bu hususların temyiz isteminde bulunmamış olan diğer sanıklara da uygulanması olanağı varsa, bu sanıklar da temyiz isteminde bulunmuşçasına hükmün bozulmasından yararlanırlar.” Bu hüküm gereğince de lehe olan bir bozulma kararı diğer sanıklar açısından da temyiz yoluna başvurulmamış olsa da uygulama olanağı bulacaktır.

Davasız Yargılama Olmaz İlkesi Yargıtay Kararları

İddianame içeriğinde görevi yaptırmamak için direnme suçunu oluşturabilecek açık bir anlatıma yer verilmemesi ve görevsizlik kararında yapılan hukuki nitelendirme sonucu oluşabileceği belirtilen suçtan dava açıldığının kabulü için, davanın dayanağını oluşturan iddianamede bu suçun unsurunu oluşturan fiilin açıkça anlatılmasının gerekmesi karşısında; sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan açılmış bir dava bulunmadığı kabul edilmelidir. (Ceza Genel Kurulu, 28.03.2017, 2014/4-10 Esas, 2017/205 Karar)

İddianamede, İnkaya Köyü – İkbal Sokak olarak tarif edilen adreste sanığın ruhsatsız kaçak inşaat yaparak imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği belirtilmiş olup bu yerin Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararıyla 1.derece sit alanı olarak belirlenen alanda yer aldığına ve dolayısıyla sanığın ruhsat almaksızın sit alanına müdahalede bulunduğuna ilişkin bir anlatıma yer verilmemiştir. Sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan dava açılmış ise de, suça konu yerin aynı zamanda 1. derece doğal sit alanında bulunması ve iddianame içeriğinde buna ilişkin anlatım bulunmaması karşısında, öncelikle Cumhuriyet Başsavcılığına dava açılması hususunda ihbarda bulunulması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekmektedir.  (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 21/02/2012 tarih, 2011/4-570 Esas, 2012/51 Karar)