Kasten Yaralama Suçu

Telefon

0 552 389 71 35

 

Adres

Karabaş Mh. Hafız Binbaşı Cd. Mecit Kavan Apt. No: 8 Daire 8 İzmit/Kocaeli

Bireyin vücut dokunulmazlığına ilişkin koruma Anayasa’nın 17. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda sadece bedensel değil algılama yeteneği ve sağlığı da koruma altına alınmıştır. Kişinin bedensel bütünlüğüne yönelik tüm saldırılar kasten de olsa (TCK m.86) taksirle de olsa (TCK m.89) Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmiştir.

Kasten yaralama suçu 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” başlıklı ikinci kısmının “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” başlıklı ikinci bölümünde 86-88. Maddeler arasında düzenlenmiştir. İlgili kanuni düzenlemelerin başlıklarından da anlaşılacağı üzere toplumda yaşayan kişilerin vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenen ve temel olarak kişinin vücuduna acı verilmesine, algılama yeteneğinin ya da sağlığının bozulmasına yol açan davranışların icra edilmesi suç olarak tanımlanmış ve cezai yaptırım altına alınmıştır.

Kasten yaralama suçuna konu olacak hukuka aykırı eylemin mağdurun vücuduna zarar vermesi, sağlığını bozması veya algılayabilme yeteneğini bozması gerekir.
Vücuda zarar ya da acı verme yoluyla kasten yaralama suçunda; mağdurun bedeninde düzey fark etmeksizin acı, ıstırap hissetmesi gerekmektedir.  Örneğin bir kişinin hırpalanması nedeniyle vücudunda acı hissetmesi sonucunda kasten yaralama suçunu oluşturur.

Sağlığın bozulması yoluyla oluşan kasten yaralama suçunda; mağdurun fiziksel ya da ruhsal sağlığının bozulmasına neden olan hukuka aykırı bir eylem gerekir. Burada mağdurun sağlığının bozulması süreklilik arz edebileceği gibi geçici de olabilir.

Algılama yeteneğinin bozulması yoluyla oluşan kasten yaralama suçunda; hukuka aykırı bir eylem sonucunda kişinin düşünme kabiliyetinin azalması, ruhsal anlamda durum değişiklikler, tepkilerini kontrol edebilme ya da davranışsal anlamda kontrol kabiliyetinin yitirilmesi örnek olarak gösterilebilir.

KASTEN YARALAMA SUÇU HANGİ HAREKETLE İŞLENİR ?

Kasten yaralama suçu, mağdura acı veren, sağlığını veya algılama yeteneğini bozan her türlü hareket ile işlenebilir. Örneğin yolda yürüyen bir adama tekme atmak, sinirlenerek birisini ittirmek suretiyle başını sert bir cisme çarpmasına neden olmak, birisine taş, sopa, kürekle vurmak, bir kimseyi bıçaklamak veya silahla vurmak kasten yaralama suçlarına örnek verilebilir.

Bazı durumlarda fiziksel temas olmaksızın da icra edilen fiiller ile kasten yaralama suçuna teşebbüs işlenebilir. Örneğin karşıdan karşıya geçmeye çalışan kişiye görerek hızlı şekilde aracı üzerine sürerek çok yakınından geçmesi ile teşebbüs suçu işlenebilir.

KASTEN YARALAMA SUÇU ŞİKAYET, ZAMANAŞIMI VE UZLAŞTIRMA

Kasten yaralana suçu ikiye ayrılmaktadır. Bunlar basit ve nitelikli hallerdir. Suçun basit hallerinden birisi “basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek” yaralama suçu şikayete tabidir. Bu suçun şikayet süresi 6 aydır. Mağdur 6 ay içinde şikayetçi olmaz ise şikayet hakkı ortadan kalkar. Şayet şikayetinden vazgeçerse savcılık soruşturma aşamasında ise kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verirken kovuşturma aşamasına geçilmiş ise ceza davasının düşmesine karar verilir.

Suçun nitelikli halleri ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek basit yaralama suçunun takip edilebilmesi şikayete bağlı değildir. Bu suçlar şikayete tabi olmadığından herhangi bir şikayet süresi yoktur.

Kasten yaralama suçunun nitelikli hallerinde şikayetten vazgeçme kamu davasını düşürmez. Bu tip suçlarda önemli olan dava zamanaşımı süresidir. Bu süre zarfında savcılık her zaman resen soruşturma yapabilir. Şikayet hakkına sahip olanlar ise dava zamanaşımı içerisinde şikayetçi olurlarsa davaya müdahil sıfatıyla katılabilirler.

Kasten yaralama suçunun basit halinin düzenlendiği TCK 86/1-2 kapsamında değerlendirilen suçlar ve kasten yaralama suçunun ihmali davranışla işlenmesi durumunu düzenleyen TCK madde 88 uzlaştırma kapsamındaki suçlardandır. Bu durumda dosya uzlaştırma savcısına gönderilerek bir uzlaştırmacı görevlendirilmekte ve uzlaştırmacı eşliğinde taraflar arasında uzlaştırma görüşmeleri yürütülmektedir. Şayet taraflar uzlaşmaya varır ise süreç uzlaştırmanın sağlanması ile sona ermekte kovuşturma aşamasına geçilmemektedir. Taraflar uzlaşamazlar ise soruşturma ve kovuşturma aşamaları devam eder.

MEVZUATTA KASTEN YARALAMA SUÇU VE CEZASI

TCK madde 86 da düzenlenen basit kasten yaralama suçunu işleyen kişi, mağdurun şikayeti üzerine 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Ancak kasten yaralama suçunun nitelikli halinin işlenmesi durumunda şikayet aranmaksızın verilecek ceza yarı oranında arttırılırken canavarca hisle kasten yaralama suçunun işlenmesi durumunda 1 kat arttırılır.

Kasten yaralama

Madde 86-

(1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) Kasten yaralama suçunun;

a) Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,

b) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,

d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,

e) Silahla,

f) Canavarca hisle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87

(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

KASTEN YARALAMA SUÇUNUN İŞLENME BİÇİMLERİ

1-BASİT YARALAMA SUÇUNUN CEZASI

Basit yaralama suçu ikiye ayrılmaktadır. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamalar ve basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek yaralamalar olarak ikiye ayrılmaktadır.

Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilecek Yaralamalar: Kişinin vücuduna sağlığına algılama yeteneğine zarar verilse de basit bir tıbbi uygulama ile giderilebilecek yaralamalar bu grupta değerlendirilir. Örnek vermek gerekirse bir kişiye tokat atarak yanağının morarmasına neden olmak, yumruk atarak dudağının kanamasına neden olmak gibi fiiller basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamalardır. Yaralamanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilir olup olmadığı adli tıp kurumundan alınan rapor ile belirlenir. Bu şekilde işlenen suçlarda sanık 4 aydan 1 yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Ancak iki ceza aynı anda verilemez.

Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilemeyecek Yaralamalar: Basit bir doktor müdahalesi ile giderilemeyen, mağdurun tamamen iyileşmesinin zaman aldığı durumlar için geçerlidir. Bu suçun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.

Basit yaralama suçu eğer silah ile işlenir ise ceza arttırılır. Basit tıbbi müdahale ile de giderilebilecek türden ise bu suçun cezası 6 aydan 1,5 yıla kadar hapis cezası ve ½ oranında arttırılmış adli para cezasıdır. Silahla yaralama durumunda basit tıbbi müdahale ile giderilemez ise bu suçun cezası 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezasıdır. Silahtan kastettiğimiz şey cisim olarak siyah değildir. Yaralamaya elverişli herhangi bir alet de silah olarak kullanılır. Örneğin vazo, çatal, bıçak vs. gibi

Bazı durumlarda basit kasten yaralama cezası arttırılır. Bu hususlar TCK madde 86/3 te düzenlenmiştir. Örnek verecek olursak; bir adamın eşine, çocuğuna karşı kasten yaralama suçunu işlemesi, beden ve ruh sağlığı yerinde olmayan ve kendisini savunamayacak kişiye karşı bu suç işlenirse ceza oranı arttırılır.

Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama Suçu ve Cezası

Bu suç özelinde kasten yaralama neticesinde mağdurun vücudunda kalıcı etkiler kalır. Bu durum iki grupta incelenebilir.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama

Madde 87-

(1) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,

b) Konuşmasında sürekli zorluğa,

c) Yüzünde sabit ize,

d) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

(2) Kasten yaralama fiili, mağdurun;

a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,

b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,

c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,

d) Yüzünün sürekli değişikliğine,

e) Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

(3) Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.

(4) Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan oniki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

KASTEN YARALAMA SUÇUNDA HAKSIZ TAHRİK İNDİRİMİ VE MEŞRU MÜDAFAA

Haksız tahrik; kişinin kendisine karşı gerçekleştirilen ve haksız nitelikte olan bir fiil nedeniyle kendisinde meydana gelen üzüntü, elem ve hiddet doğrultusunda suç işlemesi halinde cezai sorumluluğunu azaltan indirim sebebidir. Haksız tahrik Türk Ceza Kanunu’nun 29. Maddesinde düzenlenmiş olup ilgili madde içeriği şu şekildedir;

“…Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye,ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir…”

Örneğin kasten yaralama suçunu mağdurun haksız tahriki altında işlemiş kimseye verilecek ceza 3 yıl ise bu ceza haksız tahrik indirimi sayesinde sanık 9 ay ceza alabileceği gibi 2 yıl 3 ay da ceza alabilir. Buradaki indirim miktarında haksız tahrikin şiddeti önemli rol oynamaktadır.

Meşru Müdafaa; mağdurun sanık ya da yakınlarına karşı veya malvarlığına karşı gerçekleştirmiş olduğu bir saldırı nedeniyle sanığın saldırı ile orantılı olacak şekilde kendisini savunmasını ifade eder. Eğer meşru müdafaanın kanunda sayılan şartları oluşmuş ise sanığa ceza verilmez.

KASTEN YARALAMA SUÇUNDA GÖREVLİ MAHKEME

Kasten yaralama suçunda Asliye Ceza Mahkemesi görevlidir. Eğer kasten yaralama suçu neticesinde ölüm meydana gelmiş ise Ağır Ceza Mahkemesi görevli mahkeme olacaktır.

KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN KAYNAKLI MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT DAVALARI

Kasten yaralama suçu neticesinde zarar görmüş mağdur suçu işleyen ya da sanığa suç işlemesi yönünde azmettirici etkiye sahip kimselere karşı maddi ve manevi tazminat davası açabilir.

Maddi tazminat davası ile kişinin ilgili hukuka aykırı eylemden kaynaklı uğradığı maddi zararlar tazmin edilir. Örneğin kişinin ilgili yaralama neticesinde tedavi aldığı hastanenin masrafları, kişinin ilgili yaralama eylemi nedeniyle işe gidememesinden kaynaklı işçilik alacakları bu maddi tazminat davasının konusu olabilir. Eğer kişi bu yaralama nedeniyle maluliyet yaşadı ise işbu durumda da maddi tazminat davası açılabilecektir.

Manevi tazminat davası ile kişinin sanığın hukuka aykırı eylemi nedeniyle uğradığı psikolojik ruhsal zararın tazminini konu alır. Kişi ilgili eylemden ötürü psikolojik anlamda yıpranmış, ruhsal anlamda buhrana sürüklenmiş olabilir. İşbu durumda kişinin manevi tazminat davası açma hakkı doğar.

Her iki tazminat davasında da görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.

KASTEN YARALAMA SUÇUNDA HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI, CEZANIN ERTELENMESİ ve CEZANIN PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİ

Kasten yaralama suçunun mevzuattaki basit haliyle işlenmesi halinde hükmedilen hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Kasten yaralama suçunun sonucunda verilecek cezanın 2 yılın altında olması halinde ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik karar verilerek kişinin 5 yıl kasten herhangi bir suça karışmaması halinde cezanın infazını durdurur ve 5 yılın sonunda dosyanın düşmesine karar verilebilir.

Kasten yaralama suçunun sonucunda verilecek cezanın 2 yılın altında olması halinde ise cezanın ertelenmesine karar verilebilir.

KASTEN YARALAMA SUÇU YARGITAY KARARLARI

Haksız Tahrik İndirimi

Sanık Fe….hakkında“ mağdur Fa…e yönelik kasten yaralama” suçundan kurulan hüküm yönünden, a- Oluşa ve dosya kapsamına göre; olay tarihinde mağdur Fa…nın, sanık Fe…ye küfür ederek Erbaayı terk et diyerek bıçakla sanığı basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte yaraladığı, sanığın da bıçak ile mağdura vurarak yaşamsal tehlikeye neden olmayacak, yüzünde sabit ize neden olacak ve basit bir tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaraladığı olayda; mağdurdan kaynaklanan sanığa yönelen haksız tahrik oluşturan söz ve davranışların ulaştığı boyut dikkate alınarak, 1/4 ile 3/4 oranlan arasında cezadan indirim öngören TCK. nun 29. maddesinin uygulaması sırasında, cezadan alt ve üst sınırlar arasında makul bir indirim yapılması yerine, yazılı biçimde 1/4 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini, Bozmayı gerektirmiş olup, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün tebliğnamedeki düşünceye uygun olarak (BOZULMASINA), 05/11/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

(Daire: 1 Tarih:2013 Esas No: 2011/4499 Karar No: 2013/5948)

Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçu ve Kasten Yaralama Suçu Farkı

Oluşa ve dosya içeriğine göre; sanık ile mağdurun kardeş olup beraber boya işi yaptıkları, olay günü aldıkları ücreti aralarında paylaştıktan sonra mağdurun kahvehaneye gittiği, kumar oynamak üzere masaya oturduğu, sanığın da, alkollü olarak kahvehaneye geldiği, birlikte kahvehaneden çıktıkları, köydeki evlerine gitmek üzere binecekleri taksi parasını kimin ödeyeceği konusunda aralarında tartışmaya ve birbirlerini iteklemeye başladıkları, mağdurun, sanığa tokat attığı, sanığın, kurban bayramı olması nedeni ile satın aldığı ve poşette bulunan bıçağa elini attığı,“ abi üzerime gelme” dediği, sanığın kendisine bıçakla vuracağını düşünen mağdurun, demir sopa ile sanığa vurup, sonrasında“ hadi köye gidelim” diyerek sanığa yaklaştığında, sanığın, koltuk altından tek bıçak darbesi ile damar ve sinir kesisi oluşturacak hayati tehlike geçirecek şekilde mağduru yaraladığı olayda; sanık ile mağdur arasında husumet bulunmaması, ciddi bir engel bulunmadığı halde eylemini sürdürmeyip tek bıçak darbesi ile yetinmesi, kavga ortamında hayati bölgeyi hedef aldığını gösterir kesin ve inandırıcı delil bulunmaması birlikte değerlendirildiğinde, kardeşini kasten silahla yaralama suçundan hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde kasten öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm kurulması, Yasaya aykırı olup, sanık müdafii ve o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sanığın tahliyesine, başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değil ise derhal salıverilmesi için yazı yazılmasına 20.03.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

(Daire: 1 Tarih:2012 Esas No: 2012/284 Karar No: 2012/284)

Kasten Yaralama Suçunda Olası Kast

Sanığın yaralama kastıyla katılanını kocasına attığı taşların araya giren katılanı yaralanmasında sanığın yaralama kastıyla hareket ettiği ve araya giren katılanı hedef almasa bile kastının yaralama olduğu, neticesi sebebiyle ağırlaşan yaralama suçundan sorumlu olduğu gözetilmeden sanığın yaralama suçunu olası kastla işlediğinin kabulü, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 16.04.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Daire: 3 Tarih:2012 Esas No: 2012/11920 Karar No: 2012/11920)

Kasten Yaralamaya Teşebbüs

Sanığın kardeşi olan mağdura aynı zaman dilimi içerisinde önce tokatla vurup, devamında eline aldığı cam parçası ile üzerine doğru yürüdüğü olayda; eyleminin ayrıca kasten yaralamaya teşebbüs suçunu oluşturmayacağı sadece tamamlanan basit yaralama suçunu oluşturacağı nazara alınarak buna göre ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 Sayılı CMUKun 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 04/07/2013gününde oy birliğiyle karar verildi.

(Daire: CGK Tarih:2012 Esas No: 2012/24389 Karar No: 2012/24389)

Kasten Yaralama Suçunda Kemik Kırılması

Sanık …..in suç tarihinde diğer müşteki sanık …… Bartın Devlet Hastanesi Baştabipliğinin 21/01/2009 tarihli ve BIO4ISM4740013/154-02/1182 sayılı raporuna göre burun kemiği kırığı oluşacak şekilde yaraladığı belirtilmesine rağmen basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralandığı gerekçesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 86/2-3, e, 87/3. maddeleri uyarınca kamu davası açıldığı, ancak sanık …… e isnat edilen suçun sübutu halinde eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 86/1 ve 87/3 maddeleri kapsamında kalacağı ve bu eylemi yargılama görevinin de 5235 sayılı Kanunun 11. maddesinde gereğince Asliye Ceza Mahkemesine ait olacağı cihetle, itirazın reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMKnın 309. maddesi gereğince anılan kararın kaldırılması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı. Gereği görüşülüp düşünüldü; …… Asliye Ceza Mahkemesinin 14/07/2009 tarih ve 2009/211 değişik iş sayılı kararının kesin olması sebebiyle, Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 29/07/2009 tarihli ve 2009/737 değişik is sayılı kararının yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede, TCK.nm 86/1 maddesinde“ Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığını ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır” denilmek suretiyle kasten yaralama suçunun kanuni tanımı yapılmakla birlikte suçun karşılığı olan cezanın alt ve üst sınırları belirlenmiştir. Diğer bir ifade TCKnin 86/1 maddesi kasten yaralama suçunun temel ceza maddesidir. Ceza Genel Kurulunun 13.2.2007 tarih ve 2006/5-350 E.» 2007/30 K. sayılı kararında“ 5237 sayılı Yasanın 61/1. maddesi uyarınca, fıkrada belirtilen ilke ve esaslara uygun olarak öncelikle temel ceza belirlenerek, artırım ve indirim nedenlerinin varlığı halinde, önce artırım, sonra indirim nedenleri uygulanmak suretiyle sonuç ceza belirlenmelidir.” denilmek suretiyle ceza hakimimin hüküm kurarken cezayı nasıl belirleyeceği konusunda yol gösterilmiştir. Buna göre hakim suçun sübutu halinde öncelikle TCKnın 61/1 maddesine göre suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirleyecektir. Neticesi sebebiyle Ağırlaşmış yaralama suçları TCKnın 87. maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin 1 ve 2. fıkraları değişik oranlarda artırımlar öngörmektedir. Bu artırımların TCKnın 61/1 maddesi uyarınca aynı kanunun 86/1 maddesinde öngörülen alt ve üst sınırları içinde belirlenen temel ceza üzerinde yapılacağı konusunda bir tereddüt yoktur. Esasen Ağır neticelerin ortaya çıkmasına neden bir yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde hafif bir yaralanma olarak kabul edilmesi kasten yaralama suçunun kanunda düzenleniş şekline ve kanun koyucunun amacına aykırıdır. Vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olan yaralanmalar neticesi sebebiyle Ağırlaşmış yaralama olarak görülmüş ve TCKnin 87/3 maddesinde düzenlenmiştir. 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe 5237 sayılı TCKnın 87/3 maddesi alt ve üst sınırları belirtilen (1 yıldan 6 yıla kadar) ceza hükmü içeren müstakil bir ceza maddesi idi. Ancak TCKnin 87/3 maddesi 19.12.2006 tarihinde 5560 sayılı kanunla“ Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır şeklinde değiştirilmiş ve müstakil bir ceza maddesi olmaktan çıkarılmış ve bir artırım maddesi haline getirilmiştir. Yapılan değişiklik sonrası yaralanmanın kemik kırığına ve çıkığına neden olması durumunda TCKnin 86/1 maddesi uyarınca temel ceza belirlenip, uygulama imkanının varlığı halinde aynı maddenin 3. fıkrasındaki artırım yapıldıktan sonra, kemik kırığı veya çıkığının hayat fonksiyonlarına etkisine göre 87/3 maddesine göre cezanın yarısına kadar artırım yapılabilecektir. Soruşturma ve yargılama makamlarınca yaralama suçlarının neticelerin araştırılması yasal bir zorunluluktur. Ancak bu sonuçların Adli Tıp kurumu tarafından belirlenen esaslara uygun olması gerekmektedir. Adli tıp kriterlerine göre hangi yaralanmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olduğu belirlenmiştir, Burunda meydana gelen kırığın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalar arasında sayılmadığı görülmektedir. Yaralanmanın kemik kırığına ve çıkığına neden olduğu iddia edilen sanık hakkında TCKnın 86/1, 87/3 maddelerinin uygulanma ihtimali bulunduğundan inceleme konusu dava dosyasına bakma görevi ….. Asliye Ceza Mahkemesinindir. Buna göre Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden ….. Asliye Ceza Mahkemesinin tarih ve 2009/211 sayılı kararın CMKnın 309. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, Dosyanın mahalline iade edilmek üzere Yargıtay Başsavcılığı TEVDİİNE, 17/02/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.

(Daire: 3 Tarih:2010 Esas No: 2010/1412 Karar No: 2010/2472)

Basit Tıbbi Müdahale İle Giderilebilir Şekilde Kasten Yaralama

Katılanların karı koca oldukları katılan Aynur Akçakay’nın kocası diğer katılan Eyüp Akçakay’ dan dayak yediği için sanık olan baba ve annesinin evine gittiği, olay günü katılan eş Eyüp Akçakay’ın eve dönmesini istemesi üzerine katılan Aynur Akçakay’nın sanık olan anne babasından gizlice evine gittiği bunu öğrenen sanık anne ve babanın damatları olan katılan Eyüp Akçakay’ın evine gittikleri, sanıklar ile katılanlar arasında tartışma çıktığı , sanıkların zorla katılanların evine girdikleri bu arada çıkan tartışma neticesinde sanıkların katılanları darp ettikleri, katılanların basit tıbbi müdahale ile yaralandığı, şikayetlerinin devam ettiği, beyanlarında sanıkların kendilerini darp ettiklerini belirttikleri anlaşılmakla sanıklar hakkında kasten yaralama suçunun sabit olması karşısında sanıkların mahkumiyetleri yerine yazılı şekilde beraat kararı verilmesi Bozmayı gerektirmiş, katılanlar ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2014/2322, 02.06.2014 tarihli kararı)

Silahla Kasten Yaralama Suçu

Oluşa ve dosya içeriğine göre, sanık ve mağdurun birlikte alkol aldıkları esnada, sanığın anlatımlarını doğrular şekilde beyanda bulunan tarafsız tanık Ceyhun Tuncer’in ifade ettiği üzere mağdurun cebinden bıçak çıkarıp sanığa sallamasıyla olayın başladığı, sanığın mağdura yumruk attığını kabul ettiği ama bıçakla yaralamasının söz konusu olmadığını ifade ettiği, ancak düzenlenen adli raporda mağdurun ifadesini doğrular nitelikte kulakta kesi oluştuğunun tespit edildiği söz konusu olayla ilgili sanık hakkında TCK.nun 29.maddesi hükümlerinin tartışılması suretiyle silahla yaralama suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerekirken , suçun basit yaralama olarak nitelendirilmesi ve şikayet yokluğu gerekçesiyle yazılı şekilde düşme kararı verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2014/2337 esas, 02.06.2014 tarihli kararı)

Adli Tıp Raporunun Yeterli Açıklıkta Olması Gerektiği

Katılan Fikriye Sırma hakkında düzenlenen Uludağ Üniversitesi Nöroloji Anabilim Dalı’nın 22/11/2011 tarih ve 6485 sayılı sağlık raporunda yaralanmanın duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması veya işlevinin yitirilmesi niteliğinde olup olmadığının belirtilmediği ve rapor yeterli açıklıkta bulunmadığından katılanın tüm evrakı ile birlikte Bursa Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek bu hususta raporunun alınmasından sonra sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması… , .Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2014/2511 esas, 02.06.2014 tarihli karar)

Adli Tıp Raporunun Tüm Tedavi Evraklarını Kapsaması

Mağdur Serkan hakkında düzenlenen 06/02/2012 gün ve 109564 sayılı geçici raporda kemik kırık veya çıkığından söz edilmediği ve 08/02/2012 günlü ortopedi uzmanınca düzenlenen kati raporda ise; herhangi bir kırık veya çıkıktan söz edilmeksizin“ basit tıbbi müdahale ile giderilemez, kişinin hayati fonksiyonlarını orta (2) derecede etkiler” dendiği dikkate alınarak, mağdurun hakkındaki tüm tedavi evraklarının gönderilmesi suretiyle Adli Tıp Kurumundan rapor alınıp, sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken, yazılı şekilde hükmüm kurulması… , …Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 02/04/2014 gününde oybirliğiyle karar verildi…

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2013/26824 esas, 02.04.2014 tarihli kararı)

Farklı Zamanlarda Kasten Yaralama Suçunun İşlenmesi Durumu

Katılanın aşamalardaki anlatımlarına, sanık savunmalarına ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın olay tarihinde tanık Rıfkı’nın işyerine gelerek burada bulunan katılanı dışarıya çağırdığı ve eşini rahatsız ettiği gerekçesiyle katılana kafa atmak suretiyle yaraladığı, bu olayın araya girenlerce yatıştırıldığı ve tarafların ayrıldığı, bir süre sonra sanığın bu kez de çarşıda dolaşmakta olan katılanın  yanına giderek tekrar katılana vurmaya başladığı ve katılanı ikinci kez yaraladığı anlaşılmakla, sanığın katılana yönelik eylemlerinin iki ayrı kasten yaralama suçunu oluşturduğu ve her bir kasten yaralama suçundan ayrı hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle 5237 sayılı TCK’nin 43/3. maddesine aykırı davranılması… , …Bozmayı gerektirmiş, sanığın ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca kısmen istem gibi BOZULMASINA, 02.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi…

(Yargıtay 3. Ceza Dairesi 2014/1533 esas, 02.06.2014 tarihli karar)

Kasten Bıçakla Yaralama

Oluş ve dosya içeriğine göre; olay günü sanığın, mağduru sağ sırt bölgesinde hemopnömotoraks, sırt sol bölgesinde cilt altı amfizemi, çenede yüzeysel sıyrık oluşturacak şekilde 3 bıçak darbesiyle yaraladığı, yaralardan iki adedinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilir nitelikte olduğu, sadece sırt sağ bölgedeki yaranın batına nafiz olup herhangi bir iç organ, büyük damar ve sinir yaralanması oluşturmadığı, sanık ile mağdur arasında öldürmeyi gerektirir husumet bulunmadığı, olayın gece koşullarında gerçekleştiği ve sanığın kavga ortamında özellikle  mağdurun hayati organlarının bulunduğu bölgeye hedef alarak darbe gerçekleştirdiğine dair delil bulunmadığı, engel bir durum olmamasına rağmen kendiliğinden eylemine son verdiği dikkate alındığında, sanığın öldürme kastını açığa çıkaran kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmakla, kasten bıçakla yaralama suçundan hüküm kurulması yerine, suç vasfında hataya düşülerek, öldürmeye teşebbüs suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması, Bozmayı gerektirmiş…

(Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2008/3308 esas, 2009/5944 karar, 14.10.2009 tarihli karar)

Kasten Yaralama Suçunun Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı İşlenmesi

Suç tarihinde 6 yaşında olan mağdur A.’ın beden bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu ve sanığın mağdura karşı işlediği kasten yaralama eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 86/3-b maddesi kapsamında bulunup, soruşturulması ve kovuşturulmasının şikayete bağlı olmadığı gözetilmeden, eylemin aynı Kanun’un 86/2. maddesi kapsamında değerlendirilip, yazılı şekilde şikayetten vazgeçme sebebiyle kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş,

(Yargıtay 2. Ceza Dairesi 2008/1918 E. 2008/8792 K.15.05.2008 tarihli karar)