Kişiyi yoksun bırakma

Telefon

0 552 389 71 35

 

Adres

Karabaş Mh. Hafız Binbaşı Cd. Mecit Kavan Apt. No: 8 Daire 8 İzmit/Kocaeli

Kişinin en önemli değerlerinden biri hürriyeti ve özgürce karar verebilmesidir. Kişinin hürriyetinden yoksun bırakılması sonucunda oluşan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu Türk Ceza Kanunu’nun 109. Maddesinde düzenlenmiştir. Tuzcuoğlu Hukuk Bürosu olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda alanında uzman ceza avukatı ile gerek sanık müdafiliği gerekse de mağdur vekilliği yaparak müvekkillerimize hukuki hizmet sunmaktayız.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Nedir ?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kişinin bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğüne müdahalenin cezalandırılmasını konu alır. Kişinin özgür iradesine yönelik hukuka aykırı eylem hürriyete karşı suçlar başlığı altında Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun bir diğer adı da hürriyeti tahdit suçudur.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Unsurları

1.Fail

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda herkes fail olabilir. Suçun tanımında bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek ya da bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan “kişi”nin cezalandırılacağı ifade edildiğinden fail için özel bir nitelik yoktur. Ancak failin kamu görevlisi olması ya da altsoy – üstsoydan biri olması halinde ceza belli oranda artacaktır.

2.Mağdur

Bir yere gitmek ya da bir yerde kalmak özgürlüğü hukuka aykırı eylemlerle ihlal edilen herkes kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağduru olabilir.

3.Fiil

Suçun oluşumuna neden olan hukuka aykırı fiil iki şekilde gerçekleşebilir.

  • Bir kişiyi bir yere gitmek hürriyetinden yoksun kılma; Toplumu oluşturan her birey istediği yere gitmekte özgürdür. Kişinin bu özgürlüğünü kısıtlayıcı bir fiil hürriyetten yoksun kılma suçunun oluşmasına sebebiyet verecektir.
  • Bir kişinin bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakma; Her birey istediği yere gitmekte özgür olduğu gibi istediği yerde kalmakta da özgürdür. Kişinin hukuken kalabileceği yerde kalmak istemesi ve bu isteğinin engellenmesi halinde bir kişinin bir yerde kalma hürriyetinden yoksun bırakma suçu işlenir.
  • Kanun hükmünde fiile bir sınırlama getirilmediğinden fiil her yerde (özel, kamuya açık alanlar vs. ) işlenebilir. Suçun tamamlanması mağdurun hürriyetinin kısıtlanmasıyla olur. Ancak suçun sona ermesi kişinin tekrar hürriyetine kavuşması ile olur. Hürriyetten yoksun bırakmanın süresinin belli bir müddette olması gerekmektedir. Buradaki sürenin suçun oluşmasına yetip yetmeyeceği somut olaya göre hakim tarafından belirlenmektedir.

Yaşı Küçük Mağdur Rızasının Hukuki Değeri

Suç tipinde rıza açıklama noktasında mağdurun rıza ehliyeti noktasında yaş şartı getirilmemiştir. Haliyle uygulamada yaşı küçük olan mağdurun rızasının değerlendirilmesi önem arz etmektedir. Burada dosya kapsamında yaşı küçük mağdurun rızasının toplumun normlarına göre, ahlak kurallarına göre ve beşeri kültürel öğelere göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Örneğin, sokakta kaybolmuş bir çocuğun bir dükkanda bekletilmesi meşru amaçlarla olacağından suç oluşmayacaktır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası

  • Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
  • Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
  • Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.
  • (4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması halinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
  • (5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.
  • (6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Nitelikli Halleri

a) Cebir, Tehdit ve Hile Kullanılarak Kişiyi Hürriyetin Yoksun Kılma Suçunun İşlenmesi

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cebir, tehdit ve hile kullanılarak işlenmesi hali Türk Ceza Kanunu’nun 109.maddesinin 2. Fıkrasında düzenlenmiştir. Uygulamada çoğu zaman kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cebir veya tehdit ile birlikte işlenmektedir. Örneğin, kişinin fiziksel şiddet kullanılarak bir eve hapsedilmesi halinde cebir kullanılmış olacaktır. Bir başka örnekte de “Benimle gelmezsen senin ve ailenin canını yakarım” şeklinde bir cümleyle suçun işlenmesi halinde tehdit ile suç işlenmiş sayılacaktır. Hile ise kişinin aldatılarak bu suçun işlenmesi halinde gündeme gelecektir.

Suçun bu nitelikli halinin cezası 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasıdır.

b) Suçun Silahla İşlenmesi

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi esnasında silah kullanılması halinde Türk Ceza Kanunu’nun 109/2. Maddesindeki hapis cezaları bir yıl arttırılacaktır. Silah kavramı geniş yorumlanan bir kavram olup bir kalem, sopa, tabanca da silah olarak sayılmaktadır.

c) Suçun Birden Fazla Kişi İle İşlenmesi

Yukarıdaki açıklamalarımızda belirttiğimiz üzere kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu herkes tarafından işlenebilir. Ancak suçun birden fazla kişi ile işlenmesi halinde suçun cezası bir kat arttırılır.

d)Mağdurun Kamu Görevini İfa Sırasında Hürriyetinden Yoksun Bırakılması

Mağdurun kamu görevlisi olması ve yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle hürriyetinden yoksun bırakılması halinde ceza bir kat arttırılır.

e)Üstsoy, Altsoy ve Eşe Karşı Hürriyetten Yoksun Kılma Suçunun İşlenmesi

Fail ve mağdur arasında üstsoy, altsoy akrabalığı ya da resmi evlilik bulunması halinde ceza bir kat arttırılır.

f)Suçun Mağdurunun Çocuk ya da Kendini Savunamayacak Kişi Olması

Hürriyeti tahdit suçu, 18 yaşından küçük kimselere ya da kendini savunamayacak kişilere karşı işlenmesi halinde ceza 1 kat arttırılır.

g) Suçun Cinsel Amaçlarla İşlenmesi

Failin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu cinsel amaçlarla işlemesi halinde cezası yarı oranında arttırılacaktır. Cinsel amacın gerçekleştirilmesi suç kapsamında aranmamakta, failin amaç olarak cinsel bir amacı taşıması yeterli görülmektedir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu ve Etkin Pişmanlık

Etkin pişmanlık, kişinin işlediği suçtan dolayı duyduğu pişmanlık sebebiyle meydana gelen olumsuz durumu giderme durumu olarak tanımlanmaktadır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda failin soruşturma başlamadan ya da ihbar gelmeden mağdura zarar vermeden güvenli bir yere bırakması halinde etkin pişmanlık hükümleri uygulanacak ve ceza 2/3 oranında indirilecektir. Bu noktada emsal kararlarda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda bazı şartlar aranmaktadır;

  • Suçun tamamlanmış olması gerekmektedir.
  • Soruşturma başlatılmamış olması gerekmektedir.
  • Failin serbest ve özgür iradeyle mağduru bırakması gerekmektedir.
  • Failin mağduru güvenli ve mağdura zarar gelmeyecek bir yerde bırakması gerekmektedir.
  • Failin mağdura bir zarar vermemiş olması gerekmektedir.

Şikayet, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu şikayete tabii değildir. Suçun basit halinde 8 yıllık bir zamanaşımı öngörülürken nitelikli hallerinde zamanaşımı 15 yıldır. Görevli mahkeme ise asliye ceza mahkemesi olup yargılama asliye ceza mahkemesinde yapılır.

Adli Para Cezası, HAGB ve Erteleme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun basit halinin cezasının alt sınırdan verilmesi halinde hapis cezası adli para cezasına çevrilebilir.

Kişinin hürriyetinden yoksun kılma suçunda cezanın 2 yılın altında olması halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.

Kişinin hürriyetinden yoksun kılma suçunda cezanın 2 yıl altında olması halinde infaz ertelenerek erteleme kararı verilebilir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Cinsel Amaçla Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

Sanık Mehmet’in evlenmesi amacıyla mağdurenin hürriyetinden yoksun kılınması nedeniyle 5237 sayılı TCK’nın 109/5. maddesi kapsamında atılı suçun cinsel amaçla işlendiğinin kabulü gerektiği, ayrıca sanıkların araca bindirdikleri sırada mağdurenin bir kısım eşyasının olay yerinde kaldığı ve ihbar üzerine kolluk görevlilerinin olay yerine gitmeleri nedeniyle soruşturmanın başlamasından sonra sanıkların mağdureyi tanık …’ya teslim etmelerinden dolayı haklarında 5237 sayılı TCK’nın 110. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

(Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2013/6599 Esas, 2015/6198 Karar)

Soruşturma Açıldıktan Sonra Mağdurun Serbest Bırakılması

Sanığın (..) diğer sanık …’le birlikte bıçak tehdidiyle araca bindirip kaçırdıkları mağdureyi haklarında başlatılan adli soruşturma devam ettiği sırada 28.02.2009 günü şahsına herhangi bir zarar vermeksizin ailesine teslim ettiğinin dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, hakkında 5237 sayılı TCK’nın 109/2,3-a,3-b,5. maddeleri gereğince belirlenen cezada koşulları oluşmadığı halde aynı Kanunun 110. maddesi ile indirim yapılması suretiyle eksik ceza tayini (..)” Yarg. 14. CD., 23.02.2017, 2014/6226, 2017/955; “Sanıkların yakınan N. K.’ü henüz serbest bırakmadan, eşi B. K.’ün şikayette bulunması üzerine soruşturmanın başlamış olması ve sanıkların yakınanın ellerini ve gözlerini bağlamak suretiyle özgürlüğünü kısıtlayarak yağma suçunu işlemeleri biçiminde oluşan eylemlerinde, 5237 sayılı TCK.nun 110. maddesindeki etkin pişmanlık koşullarının oluşmadığı gözetilmeden…

(Yargıtay 6. Ceza Dairesi, 2009/6491 Esas, 2009/11088 Karar)

Etkin Pişmanlık

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 08.12.2015 gün ve 2014/710 Esas, 2015/502 sayılı Kararında, soruşturma evresinin suç şüphesinin Cumhuriyet Savcısı tarafından öğrenilmesiyle başlayacağının belirtilmesi ve sanıkların, henüz Cumhuriyet Savcısına işlenen suçla ilgili bilgi verilmeden önce mağdureyi şahsına bir zarar vermeksizin babasına teslim ettiklerinin tüm dosya içeriğinden anlaşılması karşısında, haklarında koşulları oluştuğu halde 5237 sayılı TCK’nın 110. maddesinin uygulanmaması suretiyle cezaların fazla tayini…

(Yargıtay 14. Ceza Dairesi, 2016/9057 Esas, 2017/2385 Karar)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunda Hürriyetin Kısıtlandığı Süre

Sanığın eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesinde:

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, 5237 sayılı TCY’nın “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde yer alan 109. maddesinde düzenlenmiştir. Altı fıkra halinde düzenlenen maddenin birinci fıkrasında; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şekli, ikinci fıkrasında; suçun cebir, tehdit veya hile ile işlenmesi nitelikli hal olarak, üçüncü fıkrasında ise; altı bend halinde, suçun silahla, birden fazla kişi ile birlikte, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanmak suretiyle, üstsoy, altsoy veya eşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi nitelikli haller olarak yaptırıma bağlanmış, dördüncü fıkrasında; suçun netice sebebiyle ağırlaşmış haline, beşinci fıkrasında; cinsel amaçla işlenen özgürlüğü kısıtlama suçuna yer verilmiş, altıncı fıkrasında da; suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun sonucu itibariyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi halinde, ayrıca bu suça ilişkin hükümlerin de uygulanacağı belirtilmiştir. Anılan Yasanın 109. maddesinin 1. fıkrasında; “Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye … cezası verilir” şeklindeki düzenleme ile hem kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu tanımlanmış, hem de suçun basit şekli yaptırım altına alınmıştır. Bu suç ile yaptırıma bağlanan husus, bireylerin hareket özgürlüğünün hukuka aykırı biçimde kaldırılması ya da kısıtlanmasıdır. Nitekim bu husus madde gerekçesinde de, “bu suç ile korunan hukuki değer, kişilerin kendi arzusu ve iradesi çerçevesinde hareket edebilme hürriyetidir” şeklinde belirtilmiştir. Fail, kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına yönelik fiili, doğrudan doğruya veya dolaylı hareketleriyle ve çeşitli araçlar kullanarak gerçekleştirilebilir. Bu suç serbest hareketli bir suç olduğundan, bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması sonucunu doğurabilecek her türlü hareket ile işlenebilir. Sonuç ise, mağdurun bir yere gitme ya da bir yerde kalma özgürlüğünün kaldırılması biçiminde ortaya çıkar. Suçun oluşumu açısından geçmesi gereken süreye ilişkin olarak, 5237 sayılı TCY’nda herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Ancak, kişisel özgürlükten yoksun bırakma kavramı, anlık olmayan bir süreyi zorunlu olarak içerdiğinden fiil ile sonucun hukuken kabul edilebilecek bir zaman müddetince sürmesini gerektirir. Bu bakımdan, her olayda sürenin, hem fail hem mağdur açısından kişiyi özgürlüğünden yoksun bırakma niteliğini taşıyıp taşımadığının hâkim tarafından değerlendirilmesi gerekir. Dolayısıyla suçun oluşumu açısından önceden bir zaman uzunluğunun belirlenmesi olanaklı değildir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun manevi unsuru, failin, mağduru kişisel özgürlüğünden yoksun bırakmaya yönelik hareketleri gerçekleştirmeyi istemesi ve bilmesi, yani genel kasttır. Yasanın metninden ve ruhundan da anlaşılacağı üzere, 5237 sayılı TCY’nın 109. maddesinde öncekine benzer biçimde düzenlenmiş olan bu suçun temel biçimi bakımından saik (özel kast) aranmamıştır. Nitekim bu görüş öğretide (Erman-Özek, Kişilere Karşı İşlenen Suçlar, İst-1994, s. 130; Prof. Dr. Ayhan Önder, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 4. Bası, İst-1994, s.31; Prof. Dr. Durmuş Tezcan – Doç. Dr. Mustafa Ruhan Erdem – Yrd. Doç. Dr. Murat Önok, Teorik-Pratik Ceza Hukuku, Ankara-2008, s. 363 vd.; Prof. Dr. Mehmet Emin Artuk, Prof. Dr. Ahmet Gökcen, Doç.Dr. A.Caner Yenidünya, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Ankara-2009, cilt.3, s. 2830 vd.) ve yargısal kararlarda da (CGK’nun  29.06.2010 gün ve 110-161, 23.01.2007 gün ve 275-9, 03.12.2002 gün ve 288-419 sayılı kararları) benimsenmiştir. Esasen kural olarak, failin suç saydığı bir sonucu bilmesi, istemesi ve bu suretle harekette bulunması, kastın varlığı açısından yeterlidir. Ayrıca, sonucun yasaya veya hukuka aykırı olduğunu bilme şartı aranmaz. Ancak, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçu bakımından yasamız, eylemin “hukuka aykırı” işlenmesini şart koştuğundan, failin bu şekilde hareket ettiğini bilmesini ve istemesini aramaktadır. Bu durumda, failin, işlediği fiilin hukuka aykırılık bilincine de sahip olması gerekmektedir.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;

Sanık ve mağdurenin evli oldukları dönemde mağdurenin babasına ait evde oturdukları, sanığın boşandığı ve ayrı yaşadığı eski eşi mağdur N’ye 28.07.2008 tarihinde telefon ederek evde bulunan bir kısım eşyalarını almak için izin istediği, mağdurun diğer mağdur olan ağabeyi B’ye  sorarak bunu kabul ettiği, sanığın aynı gün saat 22.00 sıralarında bir araç ile eve geldiği, istediği eşyaları alarak arabaya yüklediği, sonra tekrar eve mağdurenin yanına gelerek “benimle var mısın yok musun” şeklinde sorduğu ve tekrar bir araya gelmek istediğini söylediği, ancak mağdurenin psikolojik sorunları olduğunu söyleyerek bunu reddettiği, bunun üzerine sanığın mağdureyi göğüs bölgesinden iterek eline pompalı tüfeği aldığı ve mağdureye doğrultarak “bu iş olmayacaksa bu dünyada ben de yokum sen de yoksun” dediği, daha sonra sanığın mağdureden ağabeyi B.’ye telefon ederek çağırmasını istediği, mağdurenin de hemen yakındaki evde oturmakta olan mağdur B’ye  telefon ederek sanığın kendisini silahla rehin aldığını ve gelmesini söylediği, mağdur B.’nin eve gelip kapıyı çalması üzerine, sanığın kapıyı açarak arkasına gizlediği av tüfeğini çıkardığı ve B.’ye doğrulttuğu, bu sırada fırsatını bulan mağdur N’nin üst kata çıktığı, terastan atlayarak kaçtığı ve kolluğa haber verdiği, bundan sonra kolluk görevlilerinin uzun süren çabası sonucu sanığın mağdur B.’yi  serbest bırakarak saat 01.30 sıralarında kolluğa teslim olduğu ve elindeki pompalı tüfek ile 5 adet 12’li tabir edilen av fişeğini teslim ettiği anlaşılmaktadır. Bu şekilde gerçekleşen olayda sanık, tam olarak tespit edilememekle birlikte en az 10 dakika kadar süren bir zaman dilimi içinde elindeki av tüfeği ile mağdur Naile’nin özgürlüğünü kısıtladığından, eyleminin silahla tehdit suçunu değil, 5237 sayılı TCY’nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun kabulü gerekir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2011/8-778 Esas,  2012/1795 Karar)

Kişiyi Hürriyetin Yoksun Kılmanın Cinsel Suç İşlenmesinde Araç Olarak Değerlendirilmesi

Katılan mağdurenin babası olan sanığın, birlikte yaşadıkları evde yalnız kaldıkları zamanlarda katılan mağdureye zorla ve tehditle cinsel istismarda bulunması ve bu şekilde katılan mağdureyi hürriyetinden de yoksun kılmasına dair iddianameye konu eylemlerde amaç suç niteliğindeki cinsel istismar suçunun konusunun kişinin vücut dokunulmazlığı olması, zorla gerçekleştirilen cinsel istismar eylemi sırasında katılan mağdurenin hürriyetini sınırlandırılmadan işlenmesine olanak bulunmaması nedeniyle cinsel istismar eylemi süresiyle sınırlı olarak alıkonulma halinde ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmayacağının kabulünde zorunluluk bulunması, sanığın cinsel istismar eyleminden önce veya sonra katılan mağdureyi hürriyetinden yoksun kıldığına dair bir iddianın olmaması, (…) sanığın katılan mağdureye cinsel istismarda bulunurken bu eylem süresince sınırlı olarak onu alıkoyması şeklinde gerçekleşen olayda ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2020/65 Esas, 2020/345 Karar)

Rıza Ehliyetinin Bulunmaması

Rıza açıklama ehliyeti bulunmayan mağdurenin sanıkla bir yerlere gitme ve cinsel ilişkide bulunma eylemlerine rıza göstermesinin, bu eylemleri hukuka uygun hale getirmediği; sanığın, olayın hukuksal anlam ve sonuçlarını algılayıp eyleme ruhsal yönden mukavemet yeteneği bulunmayacak şekilde rahatsız olan mağdureye karşı gerçekleştirilen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve cinsel saldırı eylemlerinin hukuka aykırı olduğunu bilerek bu eylemleri gerçekleştirdiği, böylelikle 5237 Sayılı TCK’nın 30/3 üncü maddesinde tanımlanan hataya düşmediği kabul edilmelidir.

(Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2011/ 5-230 Esas,  2011 / 273 Karar)

Alacak – Borç Nedeniyle Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma

5237 sayılı TCK’nun 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir:

a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,

b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,

c) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı,

d) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır.

Haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için kanunda bir zaman sınırlaması mevcut olmayıp, aradan uzunca bir zaman geçse bile önceki olayın etkisiyle suç işlenmişse tahrik hükümleri uygulanmalıdır.

Uyuşmazlık konusu bu açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde;

Mağdur … aşamalarda, bir dönem işçi olarak çalıştığı….Ltd. Şti’nin sanıklara borcu olduğunu, ancak bu borçlardan dolayı şahsi sorumluluğunun bulunmadığını beyan etmiş ise de, tanıklar …. ve ….’ın mağdur …’ın gayriresmi ortak olarak….Ltd. Şti. adına yürüttüğü ticari işlerden dolayı sanıklara borçlu olduğunu, tanık ….’ın ise inşaatın boya işini verdiği mağdur …’ın sanıklar …., ….ve ….’ı taşeron olarak çalıştırıp inşaatta kullanılan boyaların sanık …’ten tedarik edildiğini ifade etmeleri, tanık ….’ın taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca mağdur …’a olan borcunu sanıklara ödediğini belirtmesi, Antalya 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/1663 esas sayılı dosyasında tanık olarak dinlenen Yasin’in, mağdur …’ın….Ltd. Şti’nin ortağı, bu şirketin ortağı görünen …’nın ise şirket çaycısı olduğunu beyan etmesi, bu beyanın aynı dosyada sanık olarak dinlenen … tarafından da doğrulanması ve….Ltd. Şti’ne ait aracın mağdur …’ın kullanımında olması nazara alındığında; sanıklara borçlu olduğu anlaşılan mağdur …’ın, alacaklarını tahsil etmek isteyen sanıkları borcunu daha sonra ödeyeceğini söyleyerek sürekli oyalayıp telefonlarını açmaması, ticari işlerinde….Ltd Şti’ni paravan olarak kullanarak sorumluluktan kurtulma çabası içinde olması, suç tarihinden önce yine amcası olan …’nın ortağı olduğu Özevsan Ltd. Şti’nde ticari fa….yete başlayarak sanıklara olan borcunu kasti şekilde ödememe iradesini ortaya koyması sanıklar lehine haksız tahrik hükmünün uygulanmasını gerektiren haksız bir davranış olup, alacağın tahsil edilememesi sebebiyle işçi ücretlerini ödeyemeyen ve ticari fa….yetlerini yürütmekte zora düşen sanıkların, mağdurdan kaynaklanan bu haksız fiillerin oluşturduğu hiddetin etkisi altında hareket ederek kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işledikleri kabul edilmelidir.

Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne, Özel Daire onama kararının mağdur …’a yönelik eylem yönünden kaldırılmasına, yerel mahkeme hükmünün sanıklar …, …, … ve …’ın, mağdur …’a karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu haksız tahrik altında işlediklerinin gözetilmemesi isabetsizliğinden bozulmasına, ayrıca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilerek, Özel Daire onama kararının kaldırılıp yerel mahkeme hükmünün bozulmuş olması nedeniyle, sanıkların cezalarının infazının durdurulmasına ve tahliyelerine karar verilmelidir.

( Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2017/656 Esas, 2017/360 Karar)

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Kendini Savunamayacak Kişiye Karşı İşlenmesi

Somut olayda, katılanın tekstil firma sahibi olduğu ve sanığın da ütü firmasının ortağı olduğu, tekstil firmasına fason iş yaptığı belirtilmiştir. Sanık, daha önceden ütü firmasındaki hisselerini devretmiş, ancak bir kısım alacaklarını tahsil edememiştir. Sanığın katılana ait tekstil firmasından alacağını iddia edilmiş ve alacağını tahsil etmek bahanesi ile katılanı kaçırmaya karar vermiştir. Sanık, akrabası olan diğer sanık ile arkadaşı olan diğer sanıktan yardım istemiştir. Olay günü, katılan iş çıkışı evine gitmek üzere araca binmiş ve sanıklar tarafından katılan takip edilmiştir. Arabasını park edip eve gireceği sırada doğuştan sakat olan katılanı pamuğa döktükleri klorform isimli maddeyi koklatıp bayıltmış, akabinde araca bindirip mağdurun el ve ayaklarını bağlamıştır. Katılanın başına torba geçirip gözlerine koli bandı yapıştırıp, bedensel özürlü olan ve mevcut koşullarda gerekmediği halde el ve ayaklarını kanepeye bağlamışlardır Sanıklar, katılanı bir gün süre ile bu evde alıkoymuşlardır. Sanıklar, katılanı alıkoydukları süre içerisinde 1.000.000 Euro’yu canının bedeli olarak istemişlerdir Katılan, sanıklara bu bedeli ödemeyi kabul etmesi üzerine evinin yakınında bir yere bırakmışlardır. Yargıtay, mahkemenin bedensel özürlü olan kişiye karşı hürriyetinden yoksun bırakma suçunun işlenmesinde, gerek olmadığı halde kanepeye bağlanması ve dolaşım özgürlüğünün sınırlanması, vücut bütünlüğüne zarar verilmesi anlaşıldığından sanıklar hakkında etkin pişmanlık uygulanmayacağının düşünülmemesi nedeniyle kararı doğru bulmamıştır. Bu nedenle mahkemenin kararına karşılık bozma kararı verilmiştir.

( Yargıtay 6. Ceza Dairesi,  2013/14995 Esas, 2016/2522 Karar )