Özel Hayatın Gizliliği

Telefon

0 552 389 71 35

 

Adres

Karabaş Mh. Hafız Binbaşı Cd. Mecit Kavan Apt. No: 8 Daire 8 İzmit/Kocaeli

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Nedir?

Özel hayat, bireyin kendisine ait, başkalarının müdahale ve etkilerinden uzak yaşam alanı olarak tanımlanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde düzenlenen Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu bireyin toplumun diğer bireyleri tarafından bilinmesini istemediği, saklı kalmasını arzuladığı özel alanlarına müdahaleleri cezalandırmayı hedefler. Günümüz dünyasında teknolojinin son sürat gelişimiyle birlikte bireylerin özel hayatlarına yönelik ihlal içeren fiiller teknolojik araçlar kullanılarak yapılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 134.maddesinin 2. Fıkrası özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun nitelikli halini düzenlemekte ve teknolojik araçlar kullanılarak gerçekleştirilen ihlaller bu kapsamda yer almaktadır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şartları

Toplumu oluşturan her bir birey sosyal yaşamda farklı noktalarda yaşamını sürdürmektedir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ise bireyin toplumun diğer fertlerinin bilmesini istemediği alana müdahale edilmesi halinde gündeme gelmektedir. Özel hayatın tanımlaması oldukça geniş bir perspektiften yapılmıştır. Örneğin kişinin bir stadyuma maç izlemeye gitmesi, bir spor salonunda spor yapması, konsere gitmesi özel hayat tanımının içerisinde yer alır. Ancak özel hayatın gizliliği kapsamına alınacak faaliyetler bireyin toplumun diğer fertleri tarafından bilinmesini istemediği faaliyetlerdir. Kişi buradaki özel hayatını dar anlamda yaşamakta ve adeta başkasına bu sınırı mahrem kılmaktadır.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu genel itibariyle bireylerin mahrem alanlarına ait ve başkalarının göremeyeceği olayların kaydedilmesini cezalandırır. Örnek olarak, kişilerin kendi aralarındaki mesajlaşmalarının ekran görüntülerinin alınması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilir. Aynı şekilde birbirleriyle görüntülü konuştukları sırada mağdurun görüntüsünün ekran kaydına alınması ve kaydedilmesi de özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacaktır. “…Sanığın, katılanla yaptığı yüz yüze konuşmaları kaydetme eyleminin TCK’nın /133/1. maddesindeki suçu değil, aynı Kanunun 134. maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu kapsamında değerlendirilebileceği; taraf beyanlarından ve dosya kapsamından, sanık ve katılan arasındaki konuşma içeriğinin aleni olmayan ortamda katılanın başkalarının duymasını ve bilmesini istemeyeceği zannıyla hareket ederek kendi özel yaşamına ait “yabancı uyruklu kadın bul, alem yapalım” şeklindeki beyanların özel hayatın gizliği kapsamında değerlendirilebileceği dikkate alındığında, sanığın, katılanın özel hayatına ait konuşmalarını kaydetmesi eyleminin TCK’nın 134/1-2. cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşturduğu…” (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2020/851 Esas, 2021/220 Karar)

Uygulamada sıkça karşımıza çıkan bir diğer olay görüntü ve seslerin ifşa edilmesidir. Bu noktada görüntü ve seslerin bir kişiye dahi ifşa edilmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaya yetecek olup görüntü ve seslerin tamamının ifşa edilmesi aranmaz. Ayrıca burada suçu işleyen failin söz konusu ihlalden yarar sağlayıp sağlamaması aranmamakta suçun kanuni tanımında genel kast yeterli sayılmaktadır. Örneğin, kişinin eski sevgilisine ait telefon konuşmaları ya da görüntüleri ifşa etmesi özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturmaktadır. Yine eski sevgilinin bilgisi dahilinde çekilmiş görüntülerin facebook, instagram gibi sosyal mecralarda paylaşılması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Maddi ve Manevi Unsurları

A. Maddi Unsurlar

1)Fiil

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde bu suçun hangi fiillerle işleneceği açıkça belirtilmemiştir. Örneğin bir kişinin görüntülerini facebook hesabı üzerinden sayısız kişinin görgüsüne sunulması özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Örneğin bir ceza davasına yönelik tebligat parçasının tebligatın yapıldığı kişi haricinde başkası tarafından açılması, okunması da özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturabilecektir. Görüldüğü üzere özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda fiil açısından net bir sınır çizilmemiş kişilerin mahremiyet duygusu hissettikleri tüm alanlara yapılan müdahalelerin özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşturabileceği yerleşik Yargıtay içtihatlarınca kabul edilmiştir. Ayrıca bir olgunun özel hayata girip girmediği belirlenirken kişinin toplum içerisindeki konumu, yaşamı, beşeri ilişkileri, müdahalenin derecesi de önem arz etmektedir.

2)Netice

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu açısından kanuni tanımlamada özel hayatın gizliliğinin ihlal edilmesi netice itibariyle yeterli görülmüştür. Türk Ceza Kanunu’nun 134.maddesinin 1.fıkrasının ikinci cümlesinde ise görüntü ve seslerin kayda alınması marifetiyle de ihlal suçunun oluşabileceği hüküm altına alınmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinin 2.fıkrasında ise suçun oluşması için netice olarak ifşanın gerçekleşmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

3)Fail

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun kanuni tanımlamasında fail olarak özel bir şart koşulmamış olup toplumdaki her bireyin fail olabileceği öngörülmüştür.

4)Mağdur

Özel hayatın gizliliğinin ihlal suçunda mağdur mahrem sınırları içerisinde kalan özel hayatı ihlale uğrayan kimsedir.

5)Suçun Konusu

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda suç konusu şey gizliliği ihlal edilen özel hayattır. Buradaki özel hayat kavramı yukarıda zikrettiğimiz üzere oldukça geniş olup her somut olayda kendine has parametrelerce belirlenmesi gerekmektedir.

B. Manevi Unsur

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 134. Maddesinde suçun manevi unsuruna yönelik özel bir düzenleme yer almamaktadır. Haliyle suç sadece kasten ve özel bir amaç olmadan işlenmesi yeterli olacaktır.

C. Hukuka Aykırılık

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda mağdurun rızası yok ise suç oluşabilmekte olup mağdurun rızası olması halinde suç oluşmayacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunun Cezası

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu Türk Ceza Kanunu’nda düzenlenmiş olup cezası da hüküm maddesinde belirtilmiştir. Cezanın tayininde fiilin suçun basit haline mi ağır haline mi girdiğine bakılması önemli rol oynar. Buna göre; özel hayatın gizliliğini ihlal suçu cezası TCK’nın 134.maddesinin 1. Fıkrasındaki ilk cümlesinde yer alan basit haliyle işlenmesi halinde 1 yıldan 3 yıla kadar cezai yaptırıma uğrayacağı hüküm altına alınmıştır. Suçun basit şekliyle işlenmesinin yanında ses veya görüntülerin kaydedilmesi halinde ikinci cümle gereği bir kat arttırılarak 2 yıldan 6 yıla kadar  ceza verileceği hükmedilmiştir. Örneğin bir giyinme kabinin gizlice izlenmesi halinde 1 yıldan 3 yıla kadar izlenen görüntülerin kaydedilmesi halinde 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası verilebilecektir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun nitelikli halinde ise mağdurun özel hayatının ifşa edilmesini düzenler ve bu halde ceza 2 yıldan 5 yıla kadar hapis olacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Cezayı Arttıran Haller

Türk Ceza Kanunu’nun 137. Maddesinde özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezasını arttıran haller hüküm altına alınmıştır.

  • Suçun Kamu Görevlisi Tarafından İşlenmesi

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun kamu görevlisi tarafından ve kamu görevinin verdiği yetkinin kötüye kullanılmasıyla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Örneğin bir soruşturma sırasında telefona el koyma yetkisine sahip makamların telefon içerisindeki görüntüleri ifşa etmesi halinde ceza yarı oranında arttırılmalıdır.

  • Belli Bir Meslek ve Sanatın Sağladığı Kolaylıktan Yararlanmak Suretiyle İşlenmesi

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun belli bir meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle işlenmesi halinde cezanın yarı oranında arttırılacağı hüküm altına alınmıştır. Örneğin bir aile terapistinin aldığı bilgileri ifşa etmesi halinde ceza yarı oranında arttırılacaktır.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçu Şikayet ve Uzlaştırma

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun tüm halleri Türk Ceza Kanunu’nun 139. Maddesi gereği şikayete tabiidir. Buradan anlaşılması gereken özel hayatı ihlale uğrayan mağdurun şikayeti olmadan re’sen soruşturma yapılması mümkün değildir. Burada mağdurun dikkat etmesi gereken husus şikayet süresinin 6 ay olduğudur. Örneğin özel hayatın gizliliği ihlal suçunun işlendiğini mağdur 01.10.2021 tarihinde öğrenmiş olsun. Şikayet süresi öğrendiği tarih olan 01.10.2021 tarihinde başlar ve 01.04.2022 tarihinde sona erer.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu uzlaştırma kapsamında olan suçlardan olup bu sebeple uzlaştırma prosedürü uygulanması gerekmektedir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Cezanın Ertelenmesi, Adli Para Cezasına Çevrilmesi veya Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Halleri

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezası bir yıldan az olması halinde ceza adli para cezasına çevrilir.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda hapis cezasının 2 yıl ve altında kalması hallerinde Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilebilir. Bu karar ile ceza alan kişi 5 yıllık bir denetime tabii tutulacak ve bu denetim süresinde herhangi bir kasti suça karışmaması halinde cezası ortadan kaldırılacaktır.

Özel hayatın gizliliğini ihlal suçunda hapis cezasının 2 yıl ve altında olması, kişinin daha önce kasten işlenmiş bir suça mahkum olmaması, mahkeme heyetinde kişinin tekrar suç işlemeyeceğine yönelik kanaat oluşması ve zararın giderilmesi halinde cezanın ertelenmesi mümkün olabilecektir.

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçuna İlişkin Emsal Yargıtay Kararları

İşyerindeki İncelemelerin Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçuna Etkisi

TCK’nın 134. maddesinde korunan suçun maddi unsurunun kişilerin özel hayatının gizliliğinin ihlal edilmesi olduğu, müştekinin çalışmış olduğu iş yerinde ve işle ilgili belgeler açısından bu şekilde bir incelemenin müştekinin özel hayatının gizliliğine yönelik bir kasıt taşımadığı, iş yeri olması itibariyle ortak alana dahil olan çalışmalarından dolayı bu tür bir kontrolün yapıldığı, sanıklara atılı özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı; sanık …’in tartışma sırasında katılana söylediği iddia edilen sözler hakaret niteliği taşımadığından bu sanığa atılı hakaret suçunun da yasal unsurlarının oluşmadığı anlaşılmakla.(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2013/25838 Esas, 2014/10752 Karar)

Telefon Konuşmalarının Rıza Dışı Kaydedilmesi ve İfşası

Sanığın, yaklaşık 5 yıldır gönül ilişkisi yaşadığı katılan … ile yaptığı telefon konuşmasını kaydederek, rıza olmaksızın katılan …’nin eşine kargo ile göndermek suretiyle ifşa ettiği olayda, Sanığın, tarafı olduğu haberleşme içeriklerini, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan aleni bir ortamda ifşa etmemesinden dolayı TCK’nın 132. maddesinin 3. fıkrasında tanımlanan haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının somut olayda gerçekleşmemesi nedeniyle sanıkla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tutan katılanın özel yaşam alanı kapsamındaki konuşmalarını içeren ses kaydını katılanın kocasına gönderen sanığın eyleminin TCK’nın 134. maddesinin 2. fıkrasındaki görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacağı…(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2017/3302 Esas, 2018/1900 Karar)

Kişiye Yapılan Tebligatın Rıza Dışı Bir Başkası Tarafından Okunması

Sanık … hakkında verilen beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince; Katılanın, sanıklardan Necip’in fabrika müdürü, sanık …’in ise insan kaynakları şefi olduğu fabrikada işçi olarak çalıştığı, kendisi hakkında yürütülen başka bir (cinsel taciz, hakaret ve tehdit) soruşturma nedeniyle tebligat adresini çalıştığı fabrikanın adresi olarak bildirmesi nedeniyle, katılan hakkında yapılan soruşturma sonrası açılan kamu davasının yargılamasını yapan … Sulh Ceza Mahkemesi’nce, katılanın çalıştığı fabrikaya duruşma tarihi ile iddianamenin bulunduğu tebligatın fabrikaya yapılarak, evrakların gelen evrak dağıtım sorumlusu sanık …’e teslim edildiği, sanık …’in, tebligat evrakını katılanın haberi olmaksızın açarak okuduktan sonra, fabrikanın müdürü olan diğer sanık …’e gösterdiği, evrakların daha sonra katılana teslim edildiği olayda,…Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, katılanın sanık sıfatıyla yer aldığı ceza davasına konu yapılan olayların, niteliği itibariyle herkesin bilmediği veya bilmemesi gereken, istenildiğinde başka kişilere açıklanabilen, tamamen kişiye özel hayat olayları ve bilgilerin tamamını içerdiği, tebligatın şahsa özel yapıldığı yapıldığı halde sanık tarafından açılarak okunduktan sonra, katılan yerine doğrudan diğer sanık …’e verildiği dikkate alındığında, TCK’nın 134/1-1.cümle ve maddesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun yasal unsurlarının oluştuğu anlaşılmakla, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde beraat hükmü kurulması…BOZULMASINA, 29/06/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. ( Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2015/9708 Esas, 2016/10986 Karar)

Bilgi Dahilinde Çekilmiş Fotoğrafların Rıza Dışı Facebook’ta Paylaşımı

Sanığın, katılanla beraber oldukları dönemde, katılanın bilgisi dahilinde çekilmiş fotoğraflarını rızası dışında facebookta yayınlaması şeklinde sübutu kabul edilen eyleminin, sanıkla aralarındaki ilişkinin varlığını ve boyutunu kendisinde saklı tutan katılanın özel yaşam alanı kapsamındaki fotoğraflarını, onun rızası dışında başkalarına ifşa eden sanık hakkında, TCK’nın 134/2. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğuna ilişkin yerel mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2018/414 Esas, 2018/5571 Karar)

Yatak Odasının Gözetlenmesi

Sanık, ortak kullanılan çatı katının bir bölümünde gizli bir delik açarak alt kattaki komşusunun yatak odasını gözetlemiştir. Şikayetçilerin bilinmesini istemedikleri konutları içerisindeki özel yaşamlarına müdahale eden sanığın fiili özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturur. Fiil defalarca işlendiğinden zincirleme suç hükümleri gereği alt sınırdan ayrılarak daha yüksek ceza verilmesi gerekir (Yargıtay 12. Ceza Dairesi – Karar No: 2013/20214).

Eve Güvenlik Amacıyla Koyulan Güvenlik Kameraları

Kovuşturma evresinde yapılan keşfe dayalı olarak hazırlanan 25.05.2015 tarihli bilirkişi raporuna ve bilirkişi raporuna ekli fotoğraflara göre; sekiz adet kameradan üçünün çekim açısının katılanın evinin önü ile merdivenini, bahçe kapısı girişini ve bahçesinde bulunan hayvan barınağını görecek şekilde ayarlandığı tespit edilmiş ise de, her üç kameranın bulunduğu yer ile katılanın evi arasında yaklaşık 40 metre mesafe olup, 10 metreye kadar teşhise yarar görüntü kalitesi olan bu kameralarla katılanın evinden çıkan ya da bahçesinde bulunan şahısların şekil olarak fark edilmekle beraber cinsiyetinin ve kim olduklarının ilk bakışta belirlenemeyecek olması, kameraların kurulduğu tarihten itibaren görüntü açılarının değiştirilmemiş olması, yurt dışında yaşayan sanığın, şikayete konu kameraları güvenlik amacıyla takdırdığına yönelik savunması karşısında, katılanın aynı iddiaları ile ilgili daha önce görülen ve sanığın beraati ile sonuçlanan K…. 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2013 tarihli, 2012/188 esas, 2013/72 karar sayılı kesinleşmiş ilamını içeren dava dosyası da dikkate alındığında, sanığın, sekiz adet kameradan üçünün yönünü katılanın özel yaşam alanına müdahale edecek şekilde ayarladığına ve katılanı sürekli gözetimi altına alarak onun özel hayatının gizliliğini ihlale yol açacak görüntüsünü veya sesini kaydetme kastıyla hareket ettiğine dair, mahkumiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşıldığından, yerel mahkemece sanığın beraatine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.(Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2016/10498 Esas, 2017/193 Karar)

Çocukların Görüntülerinin İzinsiz Çekilmesi ve Müstehcenlik Suçu ile Özel Hayatın Gizliliği İhlal Suçunun Karşılaştırılması

TCK’nın 226/3-1.cümlesindeki düzenlemede “müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları kullanmak” suç olarak tanımlanmıştır. Üretmek kelime anlamıyla oluşturmak, yaratmak ve meydana getirmek anlamlarına da gelmektedir. Çocuğun müstehcenlik içeren görüntüsünün, resminin veya sesinin kullanılması, yazı veya ses içeriğinde çocuğun yer alması bu suçun oluşumu için yeterlidir.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.2015 tarihli ve 2014/14-603 Esas, 2015/66 Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere TCK’nın 226/3-1.cümlesindeki suçun oluşumu için önemli olan bir çocuğun müstehcen ürün üretiminde kullanılması olup, bu düzenlemede, suçun oluşumu için müstehcen görüntülerin profesyonel olarak hazırlanması aranmamakta, müstehcen ürünlerin şekli şartları ya da bu ürünlerin üretiliş biçimi ve amaçları konusunda bir sınırlama getirilmemektedir. Ayrıca suçun unsurlarının oluşması bakımından müstehcen ürünlerin izlenmesi, izlettirilmesi, satılması ve dağıtılması gibi bir zorunluluk da söz konusu değildir. Bu mahiyetteki müstehcen ürünlerin hiç izlenmemiş olması ya da bireysel amaç için üretilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.

Bu bilgiler ışığında; sanığın, yaşı küçük mağdurların haberleri olmadan etek altı görüntülerini cep telefonuna kaydetmesi şeklindeki eylemlerinin, mağduru sayısınca TCK’nın 226/3. maddesinin ilk cümlesindeki müstehcen görüntülerin üretilmesinde çocukların kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşerek TCK’nın 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlâl suçundan açılan davada, şikayet yokluğu gerekçesiyle düşme kararı verilmesine yönelik kararın BOZULMASINA… ( Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/31435 Esas, 2021/29897 Karar)

Kişiye Ait Fotoğrafın Gazetede Paylaşılması

Dosya kapsamına göre; gazeteci olan sanığın, gazeteciler cemiyeti başkanı olan katılanın havuzda bir bayanla beraber çekilmiş resmini sorumlusu olduğu haftalık yayın yapan gazetede, “… 2014 truzim sezonuna hazır” başlığı altında, kamu yararının ve ilgisinin bulunmadığı, haber değeri ve önemi olmayacak şekilde yayınladığı ve katılana ait bir bayan ile uyurken ve yarı çıplak olarak çekilmiş resmi internette yayınladığı ve tanıklara gösterdiği iddia ve kabul edilen olayda; sanığın sübut bulan eyleminin TCK’nın 134/2-2. madde, fıkra ve cümlesinde düzenlenen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, ancak suç tarihinde yürürlükte bulunan düzenleme gereğince TCK’nın 134/2 madde ve fıkrası gereğince temel cezanın 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği gözetilmeden, temel cezanın 1 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi ve sanığın aynı suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla katılana ait özel hayat kapsamındaki resimleri ifşa etmesi nedeniyle TCK’nın 43. maddesindeki zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması nedeniyle sanık hakkında eksik ceza tayini temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır. (Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/3930 Esas, 2021/8543 Karar)

Şantaj ve Tehdit İçeren Konuşmaların Kaydedilerek Mahkemeye Sunulması

Diğer taraftan, katılan tarafından elde edilen kayıtların TCK’nın “Özel Hükümler” başlıklı İkinci kitabının kişilere karşı suçlar başlıklı ikinci kısmının dokuzuncu bölümünde düzenlenen özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar kapsamında kabulü de olanaklı değildir. Zira katılan eylemi bir başkasının özel hayatına müdahale olmayıp, kendisine karşı işlendiğini düşündüğü suçla ilgili olarak kaybolma olasılığı bulunan kanıtların kaybolmasını engelleyerek, yetkili makamlara sunmak amacıyla güvence altına almaktır.

Kişinin kendisine karşı işlenmekte olan bir suçla ilgili olarak, bir daha kanıt elde etme olanağının bulunmadığı ve yetkili makamlara başvurma imkanının olmadığı ani gelişen durumlarda karşı tarafla yaptığı konuşmaları kayda alması halinin hukuka uygun olduğunun kabulü zorunludur. Aksi takdirde kanıtların kaybolması ve bir daha elde edilememesi söz konusudur.

Öğretide, ‘Meşru müdafaa olarak değerlendirilebilecek, örneğin hakaret, tehdit veya şantaj suçlarına muhatap olan ve o an konuşmaları kayıt altına alan mağdurun elde ettiği bu delil hukuka uygun sayılacaktır’ (Prof. Dr. Ersan Şen, Türk Hukuku’nda Telefon Dinleme, Gizli Soruşturmacı, X Muhbir, 2. Baskı, sf. 74), “… ‘kayıt altına alma’ gerçekleşen bir haksız saldırıya karşı, ‘kayıtları takip organlarına verme’ ise tekrarı muhakkak bir haksız saldırıya karşı yapılmaktadır. Yani her ikisi de meşrudur. Netice olarak, meşru savunma çerçevesinde hareket ettiğinden, üzerinde durulan sorunda mağdurun eyleminin haberleşmenin gizliliğini ihlal veya kişiler arasındaki konuşmaların kayda alınması ya da benzeri başka bir suça vücut vermediği gibi, yapmış olduğu kayıtların da hukuka uygun olarak ele geçirilmiş olduklarından pekala delil olarak değerlendirilebileceği söylenebilir.” (Yrd. Doç. Dr. Ali İhsan Erdağ, TBB Dergisi, 2011(92), sf. 54) şeklinde görüşler mevcuttur.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ev sahibi olan katılanın, kiracısı olan ve onlardan alacaklı olduğunu belirttiği sanıklarla telefonda yaptığı görüşmelerini kaydederek elde ettiği (kendisine karşı işlendiğini iddia ettiği tehdit ve hakaret suçlarıyla ilgili olarak, bir daha elde edilme olanağı bulanmayan) kayıtları, yetkili makamlara sunmak amacıyla topladığının, dolayısıyla hukuka uygun olduklarının kabulü gerektiğinden, hukuka uygun bu kayıtların, tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirilerek, sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve yerinde olmayan gerekçeyle beraat kararı verilmesi… (Yargıtay 4. Ceza dairesi 2019/5283 Esas, 2021/27483 Karar)

Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Bilirkişilerin Rolü

Sanığın, katılan ile arkadaşlık yaptığı dönemde yaşadıkları cinsel birliktelik anını kayda alarak katılanın özel hayatının gizliliğini ihlal ettiği iddia edilen olayda; adli emanette kayıtlı flash bellek ve telefondaki cinsel içerikli görüntülerin tamamı, bilişim uzmanı olan üç kişilik bilirkişi heyetine inceletilip, görüntülerin katılanın bilgisi dahilinde kaydedilip kaydedilmediği hususlarını denetime olanak verecek şekilde açıklayan rapor düzenlettirilmesi, sonucuna göre de sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği…(Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2019/2286 Esas, 2021/26683 Karar)

Boşanma Davası Açıldıktan Sonra Eşe Ait Görüntülerin Yakın Çevreye Gösterimi

Dosya kapsamına göre, şüpheli ile müştekinin evli oldukları ve aralarında görülen boşanma davası bulunduğu, boşanma sürecinde şüphelinin müştekinin icloud hesabında kayıtlı yarı çıplak görüntülerini içeren bir kısım fotoğrafları boşanma davasında delil olarak mahkemeye sunduğu, ayrıca bu resimleri akrabalarına gösterdiği, bu şekilde şüphelinin 3. kişilerle paylaşmak suretiyle, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu işlediği iddia edilerek şikayetçi olunduğu, ancak Cumhuriyet savcılığınca herhangi bir soruşturma işlemi yapılmaksızın kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesini müteakip, müşteki vekilince şüphelinin müştekiye ait yarı çıplak görüntüleri yakın akrabalarına gösterdiğini 05/02/2019 tarihli kolluk ifadesinde ikrar ettiğinden bahisle anılan kararın 5271 sayılı Kanun’un 173/6. maddesi uyarınca kaldırılması talebinin reddine karar verilmiş ise de;

… 4. Aile Mahkemesinin 31/01/2019 tarihli duruşmasında tanık olarak dinlenen müştekinin kardeşi Kubilay Yamanlar’ın, şüphelinin müştekinin fotoğraflarını aile yakınlarına göstermeye devam ettiği şeklindeki beyanı ve şüphelinin 05/02/2019 tarihli kolluk ifadesinde, bahse konu görüntüleri müştekinin babasına, halasına ve aile büyüklerine gösterdiğini beyan ettiği dikkate alındığında, şüphelinin elde ettiği müştekiye ait mahrem görüntüleri müştekinin yakın çevresine göstermek suretiyle ifşa eylemini gerçekleştirdiğine ilişkin yeterli şüphenin oluştuğu anlaşıldığından…(Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2020/4105 Esas, 2021/20071 Karar)

Tuvalet Kabininde Çekilen Görüntüler ve Uzlaştırma Kurumu

Dosya kapsamına göre; sanığın, katılan … ve ablası olan mağdur …’ın girmiş oldukları dinlenme tesisindeki bayan tuvaleti kabinlerin arasında bulunan kabine gizlenip, katılan ve mağdurun kabine girmeleri üzerine kabinin altında bulunan boşluktan uzattığı ve kendisine ait olan cep telefonu ile katılan ve mağdurun görüntülerini çektiği olayda, yerel mahkemece sanığın iki kez TCK’nın 134/1, 62, 53, 54 maddeleri gereğince mahkumiyetine hükmedilmesi üzerine, dairemizce yapılan incelemede, sanığa isnat edilen özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun uzlaşma kapsamında olduğu ve uzlaştırma işlemleri yapılmadan davanın açıldığı ve eksikliğinde mahkemece de giderilmediği, uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği gerekçesi ile hükmün bozulması üzerine, katılan …’un usulüne uygun yapılan uzlaşma teklifini kabul etmemesi nedeniyle, yerel mahkemece duruşma açılıp, sanığın savunması alındıktan sonra, sanık hakkında TCK’nın 134/1-1.cümle, 62, 53, 54 maddeleri gereğince mahkumiyete hükmedilmesinde;

Sanığın eylemini özel hayata ilişkin görüntüleri kayda almak suretiyle gerçekleştirmesi nedeniyle TCK’nın 134/1-2. cümle gereğince verilen cezanın bir kat artırılması gerektiğinin gözetilmemesi ve suç tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nın 134/1. maddesi gereğince temel cezanın 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasını gerektirdiği, yerel mahkemece sanık hakkında teşdit uygulanarak alt sınırdan uzaklaşıldığı belirtilmesine rağmen sanık hakkındaki temel cezanın 1 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi, temyiz eden sıfatına göre bozma nedeni yapılmamıştır.

Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın usul ve yasaya aykırı karar verildiğine ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, eleştirilen hususlar dışında, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün isteme aykırı olarak ONANMASINA(Yargıtay 12. Ceza Dairesi, 2021/2467 Esas, 2021/7423 Karar)